Motivasyon

Türk insanının özelliklerini ve imajını dünyaya en güzel şekilde anlatmak amacını taşıyan Miss Turkey organizasyonunda bu sene yarışacak finalistler belli oldu!

İşte karşınızda  Miss Turkey 2017’nin 20 finalisti!

 

1- Itır Esen
2- Alara Kaya
3- Gözde Baddal
4- Özge Türkyılmaz
5- Emire Cansu Kurtaran
6- Ceren Baykan
7- Ekinsu Kansu
8- Beril Altuntaş
9- Deniz Görgülü
10- Buse Çekmeceli
11- Merve Argun
12- Aslı Sümen
13- Hazal Karasıkı
14 -Bahar Gençalp
15 -Sura Yıldıran
16 -Bahar Merve Zırhlı
17 -Betül Ekşi
18 -Andre Raema Mungiu
19 -Yasemin Çoklar
20 -Pınar Tartan

Finale çıkanlar sosyal medyada pek çok kişiyi tatmin etmese de bize göre finale çıkmayı hak edecek kadar alımlı ve güzeller. Sizce bu senenin finalistleri bulundukları yeri hak ediyorlar mı?

Peki, Miss Turkey 2017’nin birincisi kim olacak?

Yorum olarak belirtmeyi unutmayın!

 

 

Bugün sizlere fit vücudu ve güzelliği ile dikkatleri üzerine çektiği kadar, başarılarıyla da adından söz ettiren ve Türk sporunda kadının gücünü uluslararası alanda temsil etmeye
devam eden İpek Soylu’dan bahsedeceğiz!

 

İpek, tenis kortlarında bu zamana dek imza attığı başarılarla hem haberlerde hem de sosyal medyada pek çok kez adından bahsettirdi.

21 yaşında ve halen çok genç olmasına rağmen dünya çapında pek çok başarı yakalayan İpek, Türkiye’yi dünyada temsil eden Türk sporcular arasında belki de geleceği en parlak olanlarından biri!

 

İpek’in tenisle tanışması Adana’da henüz 6 yaşında iken başlamış ve 10 yaşına geldiğinde ilk profesyonel maçına Romanya’da katılmış.

13 yaşındayken tenise devam edebilmek için ailesi ile birlikte İstanbul’a taşınmış.

 

2012 yılında Wimbledon gençler kategorisinde oynayan ilk Türk kadın tenisçi olan İpek, daha o dönemde geleceğinin ne denli parlak olacağının sinyallerini de vermiş aslında.

2014 yılına geldiğimizde ise Türk kızı İpek, başarısını tüm Dünya’ya ikinci kere kabul ettirdi ve Amerika Açık Tenis Turnuvası’nda genç çiftlerde partneri Jil Belen Teichmann ile birlikte Türkiye’ye ilk Grand Slam şampiyonluğunu getirdi.

 

Bu başarılarının yanı sıra teklerde 8 ITF; çiftlerde 3 WTA ve 11 ITF şampiyonluğu var İpek’in.

Belki de bu noktada, yaşının henüz sadece 21 olduğunu tekrar tekrar hatırlatmak güzel olabilir…

 

Milli tenisçimiz İpek Soylu genç yaşında elde etmiş olduğu bu başarıları,  günlük yaşamını mesleğine göre şekillendirerek elde etmiş olduğunu belirtiyor.

Şimdi gelelim İpek’in bu başarılara adım adım yürürken takip ettiği spor rutinlerine.

 

İpek, muhtemelen tahmin edeceğiniz gibi günlerinin çoğunu antrenman ve spor yaparak geçiriyor.

Haftanın 6 günü antrenman yapan İpek, geri kalan zamanında ise bu ağır antrenman programına bir de yoga ve pilatesi ekliyor.

 

Kendisi gibi dünya çapında başarıyı yakalamak isteyen tüm sporcu gençlere ise asla hayallerinden vazgeçmemelerini ve kendilerine
inanmalarını tembihliyor.

Biz de bu genç sporcumuzu, daha bu yaşta yakaladığı bu önemli başarılar için tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz!

 

Sporu hayatının merkezine yerleştirirken, yaşamın olağan süreçlerinden ve kendini yetiştirmekten asla geri kalmayan zeki insanların hoşuna gidecek, izlerken ufkunuzu açacak en başarılı filmleri bu içeriğimizde sizler için topladık!

Not: Sıralama IMDb puanına göre yapılmıştır ve film özetleri sinemalar.com’dan alınmıştır.

23. Transcendence (Evrim), 2014

Dr. Will Caster, yaptığı çalışmalar ile bir bilge, insandan daha üstün bir süper bilgisayar yapmaya girişir. İnsan beyninden daha üstün bir bilgisayar yaratılmasını istemeyen radikal bir grubun saldırısına uğrayacaktır. Başrolünde Johnny Depp’in oynadığı filmde Rebecca Hall ve Paul Bettany, Depp’e eşlik ediyor.

IMDb: 6.3

22. La habitación de Fermat (Kapan), 2007

Birbirini hiç tanımayan dört matematikçi, gizemli biri tarafından büyük bir bulmacayı çözmeleri için davet edilir. Kendilerine yöneltilen soruları zamanında ve doğru olarak çözemezlerse, içinde bulundukları oda bir anda ölüm tuzağına dönüşecektir. Bunun yanı sıra çözmeleri gereken en önemli problem ise, kendilerini buraya getiren sebep ve aralarındaki ilişki olacaktır.

IMDb: 6.7

21. Primer (Kapsül), 2004

Yetenekli iki genç mühendis, bir garajda yürüttükleri deneyler sırasında kazara müthiş bir keşifte bulunurlar. Üzerinde çalıştıkları proje, onları zamanda geriye doğru yolculuğa çıkarabilmektedir. Sonsuz merakları nedeniyle, yolculuk deneylerini birbirlerinden habersiz yürüten mühendislerin bu deneyi çok ciddi sorunlara yol açacaktır.
IMDB: 7.0

20. Deja Vu, 2006

Kısaca Deja Vu olarak bilinen olayın rahatsız edici gizemini herkes bir şekilde deneyimlemiştir. Birisiyle yeni tanıştığınızda sanki onu yollardır tanıyormuş gibi bir hisse kapılırsınız. Veya herhangi bir yere ilk defa gittiğiniz halde sanki orada daha önce bulunmuş gibi hissedersiniz. Kısacası Deja Vu adı verilen duyguyu bilmeyen yoktur denilebilir. Peki, ya bu tuhaf ve tüyler ürpertici duygu aslında geçmişten gönderilen bir uyarıysa… Veya bilinmeyen geleceğe dair ipuçlarını barındırıyorsa…
IMDb: 7.0

19. The Mist (Öldüren Sis), 2007

Kasabaya sanki başka bir dünyadan gelmiş izlenimi veren tuhaf bir sis tabakasının çökmesi üzerine korku ve panik içinde süpermarkete sığınan kasaba halkı arasında David Drayton ve küçük oğlu Billy de vardır. Koyu ve kalın sis tabakasının içinde esrarengiz bazı yaratıkların pusuya yatmışçasına gizlendiğini ilk fark eden David olmuştur. Bu dünyaya ait olmayan öldürücü, korkutucu yaratıklardır bunlar… Kurtuluş ise marketteki herkesin hep birlikte hareket etmesine bağlıdır. Ancak insan doğası hesaba katılınca hep birlikte hareket edebilmeleri mümkün müdür?
Markete sığınan kasaba halkının korkuya kapılarak paniklemesi üzerine mantık devre dışı kalırken David kendisini en çok neyin korkuttuğunu merak etmeye başlamıştır: Sisin içinde pusuya yatmış canavarlar mı, yoksa marketin içindeki, daha düne kadar arkadaşı, komşusu bildiği insanların sergilediği tutarsız davranışlar mı?
IMDb: 7.2

18. The Fountain (Kaynak), 2007

The Fountain, üç farklı zamanda biriminde, bir adamın sevdiği kadını kurtarmak için başından geçen bin yıllık serüveni konu almaktadır. 15. yüzyılda İspanya’da yaşayan Tomas ölümsüzlük verdiği sanılan efsanevi bir çeşmenin arayışına çıkar. Günümüzde, Tommy Creo isimli bir bilim adamı, kanser olan eşi İzzy’yi kurtarabilmek için umutsuzca bir tedavi yöntemi keşfetmeye çalışmaktadır. 25. yüzyılda, astronot olan Tom ise uzaydaki gezintisi sırasında kendisini çok uzun sürelerdir rahatsız eden olayların arkasındaki gerçekleri keşfeder. Bu üç adamın hikayesi tek ve ortak bir gerçeğe uzanmaktadır…
IMDb: 7.3

17. Predestination, 2014

Tıpkı bir önceki filmlerinde olduğu gibi yine ünlü aktör Ethan Hawke ile işbirliği yapan Spierig Kardeşler bu sefer Looper ile Azınlık Raporu’nun karması olacak bir bilim kurgu-gerilim çeşitlemesine imza atıyorlar! Yılın sürpriz polisiye soslu bilim kurgusal hadiselerinden biri olmaya aday film kendi kulvarında bir hayli iddialı görünüyor!
IMDb: 7.4

16. Pi, 1998

Bir matematik dehası olan Max, sorunlu bir kişiliğe sahiptir ve insan hayatının belki de en önemli buluşuna ulaşmak üzeredir. Son on yıl boyunca sayısal olarak tabiatın bir kodlanma sistemine sahip olduğunu keşfetmiş fakat bunu çözmeyi başaramamıştır. Her şey ama her şey onu bir tek sonuca götürmektedir. Ulaştığı sonuç onu daha büyük kaoslara bunun da ötesinde problemin merkezi olarak kendine yöneltmektedir. Bulduğu sır için belki de insanlar birbirlerini bile öldüreceklerdir. Bunu herkesten saklamalıdır.. Max zincirin ilk halkası olan kodu kırmayı deneyerek bu riski yok etmeye karar verir.
IMDb: 7.5

15. Lost Highway (Kayıp Otoban), 1997

Film Fred Madison’ın (Bill Pullman) diafonda “Dick Laurent öldü” sözünü duymasıyla başlar. Fred ve karısı Renee (Arquette) her sabah evlerinin önünde bir video kaset bulurlar. Video kasette eve gizlice girilmiş ve çift uyurken videoya alınmıştır. Çift, iki detektife başvurur. Bu arada bir caz müzisyeni olan Fred, karısının onu aldattığından şüphelenir. Bir partide gizemli adam ile tanışır. Gizemli adam aynı anda iki yerde olabileceğini Fred’e gösterir. Sabah, Fred yine bir video kaset bulur. Video kasette ise karısını vahşice öldürdüğünü izler. Hatırlamadığını söylemesine rağmen, idama mahkum edilir ve hapse atılır.

IMDb: 7.7

14. The Game (Oyun), 1997

Nicholas Van Orton hem iş hem de özel hayatında kontrolü elinde tutmaya alışkın, zeki ve başarılı bir iş adamıdır. Bu düzenli hayatı, kardeşi Conrad’ın ona verdiği alışıldığın dışındaki doğum günü hediyesi ile köklü değişikliklere uğrayacaktır. Artık bir ölüm kalım savaşı başlamıştır.
IMDb: 7.8

13. Ex Machina, 2015

Caleb, dünyanın önde gelen internet şirketlerinden birinde çalışan bir yazılımcıdır. Günün birinde şirket içi bir yarışmayı kazanır. Ödül olarak ise şirketin herkesten uzak, dağlarda yalnız yaşayan CEO’su Nathan’ın orman içindeki evine bir hafta misafir olacaktır. Ancak Caleb’in bilmediği bir şey daha vardır: Bu misafirlik sırasında dünyanın ilk tamamlanmış yapay zekalı robotu olan Ava ile ilişki kurma deneyine katılması gerekecektir.
IMDb: 7.8

12. Mr. Nobody (Bay Hiçkimse), 2009

Başlıkta bahsi geçen Bay Hiçkimse, 2092 yılında dünyada kalmış son ölümlü olan 117 yaşındaki Némo adlı bir adam. Ölüm döşeğindeki Némo genç bir çocukken bir peronda durduğunu hatırlar. Tren kalkmak üzeredir. Annesiyle birlikte mi gitmeli, yoksa babasıyla mı kalmalıdır? Bu karar, sonsuz sayıda olasılığı doğuracaktır… Ve pek çok gezegen, iki ölüm ve sevilecek kadınlar….
IMDb: 7.9

11. Mullholland Dr. (Mullholland Çıkmazı), 2001

Mulholland Çıkmazı, yönetmenliğini ve senaristliğini David Lynch’in üstlendiği 2001 ABD-Fransa yapımı psikolojik gerilim türündeki film. Kara film ve sürrealizmden ögeler sunan filmin başrollerinde Naomi Watts, Laura Elena Harring ve Justin Theroux yer alır. Film, Los Angeles’a gelip halasının evinde kalırken hafızasını kaybedip aynı evde saklanan Rita ile karşılaşan ve onunla arkadaş olan, Betty Elms adlı, gözü yükseklerde bir oyuncunun hikâyesini anlatır. Hikâye, ilgisiz gibi görünen fakat birbirleriyle bağlantılı vinyetler, çeşitli sürreal sahne ve imgeler içerir.

IMDb: 8.0

10. Shutter Island (Zindan Adası), 2010

“Departed-Köstebek” ile Oscar ödülü kazanan yönetmen Martin Scorsese’in yönettiği “Shutter Island-Zindan Adası”nda, Massachussets sahili açıklarındaki bir adada suç işlemiş akıl hastalarının tedavi edildiği hastanedeki bir katilin esrarengiz şekilde kayboluşunu soruşturmakla görevlendirilen Teddy Daniels ve Chuck Aule (Mark Ruffalo) adlı iki polisin baş döndüren hikayesi konu ediliyor.
IMDb: 8.1

9. A Beatiful Mind (Akıl Oyunları), 2001

John Forbes Nash Jr., genç yaşında geliştirdiği kuramlarla matematik dünyasının bir numaralı ismi haline gelir. Fakat kısa süre içerisinde bencilliği ve kendine olan aşırı güveni sonucunda oluşan kişisel problemleri ile baş edemez duruma düşer. Dahilik ile delilik arasındaki ince çizgide, delilik tarafına doğru sürüklenir.
IMDb: 8.2

8. 2001: A Space Odyssey (2001: Uzay Yolu Macerası), 1968

İnsanlığın şafağında Afrika çölünde bir grup primat kavga etmektedir. Aniden beliren siyah bir taş bu maymun insanlardan birini esrarengiz bir şekilde etkileyerek bir kemiği silah olarak kullanmasını sağlar: İnsanın ataları ilk aleti bulunmuştur. 2001’de, bir önceki sahneden 4 milyon yıl sonra, bir uzay gemisi aydan gelen esrarengiz sinyallerin ardında aynı siyah taşı keşfeder. Hem de ay yüzeyinde. Sinyaller Jupiter’e gitmektedir.
IMDb: 8.3

7. Memento (Akıl Defteri), 2000

Leonard Shelby, pahalı takım elbiseler giyer, son model bir Jaguar kullanır; bunun yanında ucuz, tanınmamış motellerde konaklar ve ödemelerini hep nakit parayla gerçekleştirir. Başarılı bir iş adamı görüntüsündedir… Ancak Leonard’ın tek işi intikam almaktır; karısının ırzına geçip öldüren adamın peşindedir. Şüpheleri polis tarafından dikkate alınmayan Leonard’ın yaşamındaki tek mücadelesi, adalet arayışı üzerine kurulmuştur. Katili belirlemesinde ise büyük bir zorlukla karşı karşıyadır. Leonard’ın nadir görülen, tedavisi olmayan bir hafıza kaybı hastalığı vardır. “Kaza” öncesi olayları tüm ayrıntılarına kadar hatırlayabilen Leonard, 15 dakika önce ne olduğunu, ne yaptığını, nereye gittiğini ve neden gittiğini bilememektedir.
IMDb: 8.5

6. The Prestige (Prestij), 2006

Beğenilen yönetmen Christopher Nolan’dan (“Memento,” “Batman Başlıyor”) illüzyon kumaşından örülmüş bir macera geliyor. Bu beklenmedik dönüşlerle dolu gizemli öyküde, Viktorya Devri’nde iki sahne sihirbazı, giderek şiddetlenen bir savaşa ve birbirlerinin mesleki sırlarını ortaya çıkartmak için doymaz bir susuzluğa dönüşen güçlü bir rekabete girişiyorlar. Bu iki görkemli adamın cüreti tutkuya, şovmenliği bilime ve hırsı dostluğa kırdırmalarının sonuçları tehlikeli, ölümcül ve hileli oluyor.
IMDb: 8.5

5. The Matrix, 1999

Saygın bir yazılım şirketinde çalışan Thomas Anderson, gecelerini “Neo” adı altında program kırarak ve Matrix’i araştırarak geçirir. Esrarengiz şekilde Trinity ve Morpheus ile tanışan Neo, yaşadığı dünyanın aslında beyninde gerçekleşen bir simulasyon olduğu gerçeğini öğrendikten sonra ordan kurtarılır ve Morpheus’un önderliğindeki ekibe katılır. Neo gerçek dünyada ilk nefesini aldıktan sonra simulasyona tekrar girerek Matrix’in ne olduğunu kavrayacak ve kurtarılma nedenini öğrenerek gelişen olaylar çerçevesinde yeni kimliğini tanımaya çalışacaktır.
IMDb: 8.7

4. The Usual Suspects (Olağan Şüpheliler), 1995

Beşi de birbirinden yetenekli ve kendi alanlarında uzman sabıkalı, basit bir kaçırma olayından sonra gözaltına alındıklarında hiçbiri olaya bir anlam veremeden boş gözlerle birbirlerine bakmaktadır. Hikayeyi araştıran ajan David Kujan, Kaliforniya San Pedro Limanı’nda 27 kişinin ölümü ile sonuçlanan gizemli patlama ile bu beş kişinin bağlantısı olduğunu varsaymaktadır. Elinde kalan tek canlı tanık Verbal Kint hikayeyi baştan sona soğukkanlılıkla kendisine aktarmaktadır fakat tüm soru işaretleri bir kişinin üzerinde yoğunlaşır: “Keizer Soze”.
IMDb: 8.7

3. Interstellar (Yıldızlararası), 2014

Filmin geçtiği yakın gelecekte yeryüzünde yaşam, artan kuraklık ve iklim değişiklikleri nedeniyle tehlikeye girmiştir. İnsan ırkı yok olma tehlikesiyle yüz yüzedir. Derken yeni keşfedilmiş bir solucan deliği, tüm insanlık için umut olur. Buradan geçip boyut değiştirerek daha önce hiçbir insanoğlunun erişemediği yerlere ulaşmak ve insanoğlunun yeni yaşam alanlarını araştırmak ise bir grup astronot-kaşife kalır. Bu kaşifler, geçen 1 saatin dünyadaki 7 yıla bedel olduğu ortamda hem hızlı ve cesur olmak zorunda kalacaklardır.
IMDb: 8.7

2. Inception (Başlangıç), 2010

Dom Cobb, çok yetenekli bir hırsızdır. Uzmanlık alanı, zihnin en savunmasız olduğu rüya görme anında, bilinçaltının derinliklerindeki değerli sırları çekip çıkarmak ve onları çalmaktır. Cobb’un bu ender mahareti, onu kurumsal casusluğun tehlikeli yeni dünyasında aranan bir oyuncu yapmıştır. Ancak, aynı zamanda bu durum onu uluslararası bir kaçak yapmış ve sevdiği her şeye mal olmuştur. Cobb’a içinde bulunduğu durumdan kurtulmasını sağlayacak bir fırsat sunulur. Ona hayatını geri verebilecek son bir iş; tabi eğer imkansız başlangıcı tamamlayabilirse… Ama ne dikkatle yapılan planlamalar, ne de uzmanlıkları, onları, her hareketlerini önceden tahmin ettiği anlaşılan tehlikeli düşmanlarına karşı hazırlıklı kılabilir. Bu, gelişini sadece Cobb’un görebildiği bir düşmandır.
IMDb: 8.8

1. Fight Club (Dövüş Kulübü), 1999

Oregon Üniversitesinde yüksek lisansını yapan Chuck Palanhiuk’un uzak olmayan bir gelecekte geçen ve kafası karışık genç bir erkeği konu alan romanından yola çıkılarak çekilen Fight Club’da filmi anlatan, ünlü bir otomobil firmasında iyi bir işe sahiptir. Tek düze yaşamı kronik uykusuzluk sorunuyla çekilmez bir hale gelmiştir. Ailesi ve yakın bir arkadaşı olmayan Jack doktorunun tavsiyesi üzerine kanserli hastaların terapi grubuna katılır. Bu toplantılar esnasında Marla’yla tanışır o da genç adam gibi hasta olmadığı halde grubun toplantılarına katılmaktadır. Jack’in ve Marla’nın çabaları tüketici kültürünün anlamsızlığına karşı bir duruştur adeta kariyer sahibi ama yanlız insanların bir tepkisi. Jack’ın jenerasyonu ölü bir jenerasyondur. Bir yolculuk sonrası evinin yanmış olduğunu gördüğünde arayabileceği tek kişinin yolculuk sırasında tanıştığı sabun satıcısı Tyler Durden olması da adeta bunun bir kanıtıdır. İçilen birkaç biranın ardından park yerinde Tyler, kahramanımızı kendine vurması için kışırtacaktır. Aralarında başlayan bu kavga Jack’in hayatını değiştirecektir. Bir süre sonra Jack Tyler’ın yanına taşınır. Tyler’ın liderliğinde bir dövüş kulübünün kuruluşuyla bu kulübde sayıları elliyi aşmamak kaydıyla genç erkekler birbirleriyle dövüşmeye başlayacaklardır. Kısa sürede popüler hale gelen kulüp ve Tyler Durden hızlı bir şekilde bu ölü jenerasyonun mesihi haline gelir.
IMDb: 8.9

Vücut geliştirme dünyasının efsanevi isimlerinin yıl boyunca verdikleri emeklerin karşılığını almak için jüri önünde tüm kozlarını paylaşacağı Mr. Olympia yarışması, bugün başladı ve 3 gün boyunca sürecek.

Biz de Muscle&Fitness olarak başka hiçbir yerde bulamayacağınız ilginç Mr. Olympia gerçeklerini sizler için derledik.

Hazırsanız başlıyoruz!

1. Las Vegas’a hoş geldiniz!

Las Vegas 1999 yılından berri Mr. Olympia’ya ev sahipliği yapıyor. Peki, ilk Mr. Olympia’nın nerede düzenlendiğini biliyor musunuz?

İlk Mr. Olympia 1965 yılında, New York kentinde düzenlenmişti.

2. Efsanevi Larry

Larry Scott, 1965 yılındaki ilk Mr. Olympia’da şampiyon olan ilk isim. Joe Weider (Muscle&Fitness’ın kurucusu) sonrasında Larry Scott’u değerli taşlarla süslenmiş bir taçla ödüllendirmişti.

3. Olympia ismi nereden geliyor?

Mr. Olympia ismi Leopold Schmidt tarafından 1896 yılında Washington’da kurulan Olympia Brewing Company isimli bir şirketten esinlenilerek konulmuştur.

4. The Blade

Dexter Jackson Mr. Olympia’ya en çok katılan isim olmuştur. Vücut geliştirmenin efsanevi ismi Ronnie Coleman ise 15 kez ile ikinci sıradadır.

5. Acemi ve kıdemli

Mr. Olympia’da yarışan en genç yarışmacı 1965 yılında 21 yaşındaki Harold Poole’du. 1991 yılında yarışan en yaşlı yarışmacıysa 53 yaşındaki Albert Beckles’ti.

6. Tek kişilik yarışma

1968 ve 1974 yılındaki yarışmalar sadece birer yarışmacıyı ağırlamıştı; Sergio Oliva (1968) ve Arnold Schwarzenegger (1971).

7. Mr. Olympia’nın yapıldığı ülke değişiyor!

Fransa’nın başkenti Paris 1971 yılında Mr. Olympia’ya ev sahipliği yapmıştı.

8. Yaş bir bahane değil!

Schwarzenegger’ın 1970 yılında yakaladığı başarı, o senenin şampiyonu olmasını sağladı ve o sene yalnızca 23 yaşındaydı.

Chris Dickerson ise 1982 yılında 43 yaşındayken Mr. Olympia olmuştu.

9. Mr. Olympia’nın efsaneleri

Ronnie Coleman (1998-2005) ve Lee Haney (1984-1991) Mr. Olympia’yı en çok kazanan isimlerdi; her iki isim de toplamda 8 kez bu ödüle layık görülmüştü.

10. Sihirli sayı: 13

Mr. Olympia’nın 51 yılı aşkın tarihi boyunca 13 isim bu ödüle layık görülmüştü.

Pazartesi Sendromu tüm dünyada milyonlarca çalışanı etkileyen bir vakadır. Peki, Pazartesi Sendromu tam olarak nedir? Bu konuda uzmanların tavsiyeleri nedir? Pazartesi Sendromu’na karşı nasıl önlem alabilirsiniz. Pazartesi Sendromu’nun antrenman programınızı etkilememesi için nasıl bir yol izlemelisiniz? Hepsi bu yazımızda.

PAZARTESİ SENDROMU NEDİR?

Pazartesi Sendromu yorgunluk, göğüs bölgesinde sıkışma hissi, karında şişkinlik, iştah kaybı, vücudun çeşitli bölgelerinde baş gösteren ağrılar, dikkatsizlik vb. durumlarla kendini gösteren ve tüm dünyada milyonlarca kişiyi etkileyen bir vakadır.

PAZARTESİ SENDROMU’NUN NEDENLERİ NELERDİR?

İnsanlar pazartesi gününden başlayıp cuma gününe kadar devam eden bir çalışma temposu içinde haftayı bitirirler. Hafta sonu gelip çattığında bu yoğun iş tempolarına bir ara verirler. İş haricindeki diğer önceliklerine zaman ayırıp geçen haftanın tüm o sıkıntılı ve yoğun temposundan bir an önce kurtulmaya çalışırlar ancak her güzel anın bir sonu vardır ve buna hafta sonu tatili de dâhildir. Pazartesi kapıya dayandığında kendinizde yukarıda saydığımız belirtileri bulabilirsiniz. Pazartesi Sendromu denen bu vakanın belirtileri aslında kendini pazar akşamından da göstermeye başlayabilir. Peki, Pazartesi Sendromu konusunda siz neler yapabilirsiniz? Yeni haftaya daha enerjik ve olumlu duygularla başlamak için nasıl bir yol izlemelisiniz. Aşağıdaki önerilerimize kulak verin.

PAZARTESİ SENDROMUNA KARŞI YAPABİLECEKLERİNİZ

1. Pazartesi sendromuna karşı alabileceğiniz ilk önlem iş ve projelerinizi düzgün bir şekilde ayarlamaktır. İş planınıza sadık kalın ve cuma günü bitirmeniz gereken bir işi asla pazartesiye bırakmayın.

2. Diğer insanların beklentilerindense kendi düşüncelerinize öncelik vermeyi bilin. Stres altında kaldığınızda kendinizi nasıl kontrol altında tutabileceğinizi öğrenin. Pazartesi Sendromu’na karşı gün ışığına çıkmak da etkili bir yöntemdir. Gün ışığı vücudunuzdaki hormon salınımlarını uyarır ve negatif ruh halinizden kurtulmanıza yardımcı olur. Güneş ışığı ayrıca vücudunuzun D vitamini salgılamasını da sağlar. D vitamininin fitness hedefleriniz konusunda da önemli bir yardımcınız olduğunu unutmayın. Çalışmalar 30 nmol/l düzeyinin altında D vitamini seviyelerine sahip olan kişilerin güç kaybı, zayıflık ve kas kaybına uğrayabileceklerini belirtmektedir. D vitamini ayrıca nöromüsküler işlevleri düzenler ve protein sentezini etkiler.

3. Egzersiz yapmak (buna ağırlık antrenmanları ve kardiyo da dâhildir) Pazartesi Sendromu’na karşı önlem listenizde bulunması gerekenler arasındadır. Pazartesi günleri daha erken uyanıp işe gitmeden önce ağırlık antrenmanı rutininizi uygulayabilir ya da 30 dakikalık bir kardiyo egzersizi yaparak haftaya daha enerjik başlayabilirsiniz. Zamanınız kısıtlıysa daha kısa zamanda daha çok yağ yakmanıza yardımcı olan HIIT antrenmanlarını da deneyebilirsiniz.

4. Pazar gününüzü açık havada geçirmek Pazartesi Sendromu yaşamamanız için önemlidir. Alış veriş merkezlerinin kasıtlı ve yapay ortamı yerine izin gününüzde yürüyüşe çıkın, koşun ya da dışarda antrenman yapın. İzin gününüzde antrenman yapmak zaman baskısı olmayacağından ötürü daha verimli bir antrenman seansı geçirmenizi sağlar.

5. Pazartesi kendinizi daha enerjik hissetmek ve olumlu bir ruh haliyle yeni haftaya merhaba demek istiyorsanız kendinizi tam olarak dinlenmiş hissetmelisiniz. Zaten ortalama 8 saat uyumanız gerektiğini biliyorsunuz ki iyi bir uyku fitness hedefleriniz ve kas kazanımlarınız için de önemli bir konudur. Uyku öncesi dinlendirici sıcak bir banyo yapmak ise sizi daha hızlı bir şekilde uyku moduna sokacaktır.

6. Pazartesi Sendromu’na karşı eylem planınızda olması gereken bir başka konuda beslenmeniz. Pazartesi kendinizi daha gergin ve yorgun hissedebileceğinizden dolayı beslenme planınıza zarar vermeniz mümkün. Unutmayın; yeni haftaya nasıl başlarsanız öyle devam edersiniz. Protein oranı zengin bir kahvaltıyla güne başlamak sizi gün boyu daha enerjik hissettirip tok kalmanıza yardımcı olur.

 

Sabahları antrenman yapmak herkese göre değildir ancak unutmamalısınız ki sabahları erken kalkıp harekete geçmek günün geri kalanını daha verimli geçirmenizi sağlayacaktır. Peki, sabahları antrenman yapmak için nasıl bir yol izlemeliyiz? Cevabı yazımızda.

1. BİSİKLET SÜRÜN

Spor salonuna gitmek için bisiklet kullanın. Bu sayede güne keyifli bir egzersizle başlamış olursunuz. Yüzünüze vuran ve içinize çekeceğiniz temiz sabah havası ise kahveyle başlayan uyanma ritüelini zirveye taşıyacaktır.

2. AKŞAMDAN HAZIRLIK YAPIN VE ERKEN UYUYUN

Sabah antrenmanınızda gerekli olacak malzemeleri akşamdan hazırlayabilirsiniz. Hafta içi saat 22:30 gibi yatağa girerseniz sabah 6:30 gibi uyanmak zor olmayacaktır.

3. SABAHLARI İKİ ALARM KURUN

İlk alarmı diğerinden 15 dakika daha önceye kurun. Böylelikle size 15 dakika daha uyuyabilme fırsatı verir. Sonrasında 10 dakika meditasyon yapın, kahvenizi alın, komşuları rahatsız etmeden müzik çalın ve spor kıyafetlerinizi giyinip spor salonunun yolunu tutun.

4. MÜZİK DİNLEYİN

Alarm çalıp perdeyi biraz araladığınızda uykunuzu zaten kaçacaktır. Bu esnada sevdiğiniz bir parçayı dinlemek sizi sabah antrenmanı moduna sokacaktır.

5. ALARMI YATAĞINIZDAN UZAK TUTUN

Yatağınızdan uzakta kuracağınız bir alarm onu susturmak için sizi yatağınızdan çıkmaya zorlar.

6. ALIŞKANLIK EDİNİN

İster büyük ister küçük olsun; hayat alışkanlıklar üzerine kuruludur. Sabahları antrenman yapmak için (büyük olan hedef) alarmınızı mutfağa kurmak gibi küçük alışkanlıklar edinin ve dişlerinizi fırçalarken kendinize sorun: “Tekrar yatağa girmek yerine ayakta durursam kazancım ne olur?”

7. SPOR KIYAFETLERİNİZE PARA HARCAYIN

Spor kıyafetlerinizi ne kadar çok severseniz onları giymek için o kadar çok sabırsızlanacağınızı unutmayın. Bu arada sizi harekete geçirecek iyi bir müzik listeniz olsun.

8. KIRMIZI GİYİN VE NANE ŞEKERİ ALIN

Kırmızı renk heyecan düzeyinizi, enerji seviyenizi ve kan dolaşımınızı arttırıcı özelliğiyle bilinir. Nane şekeri ise uyanıklığı arttırır.

9. KAHVESİZ OLMAZ

Kendinizi sabah antrenmanlarına hazırlamak için kahvenin gücünden yararlanın.

10. SOĞUK SUYUN GÜCÜ

Sabah uyandığınızda yüzünüzü soğuk suyla yıkamak sizi kendinize getirir ve sabah antrenmanı için sizi hazırlar.

11. PAZAR KAHVALTISINI PLANLAYIN

Kim ödüllerden hoşlanmaz ki, özellikle söz konusu yemek olunca. Size önerimiz ailenizle Pazar kahvaltısını sabahın geç saatlerine planlayın. Sizi zengin bir Pazar kahvaltısının beklediğini bilmek daha sıkı antrenman yapmanızı sağlar.

12. NASIL HİSSEDECEĞİNİZE ODAKLANIN

Sabah antrenmanınızı bitirdikten sonra görevi yerine getirmenin mutluluğuyla kendinizi iyi hissedersiniz ve günün geri kalanı artık size kalmıştır.

13. KENDİNİZİ ÖDÜLLENDİRİN

Sabah antrenmanı öncesi tüketebileceğiniz lezzetli ve sağlıklı bir atıştırmalık erken uyanmak konusunda sizi motive eder. Badem ya da fıstık ezmesi kullanarak kendinize enerji barları hazırlayabilirsiniz. Zamanınız yok mu? Sorun değil. Listemizdeki sağlıklı atıştırmalıklara göz atabilirsiniz.

14. KÖPEĞİNİZLE SABAH KOŞUSUNA ÇIKIN

Köpeğiniz varsa sabahları köpeğinizle birlikte sabah koşusuna çıkabilirsiniz.

15. GELECEĞİ HAYAL EDİN

Gece yatmadan önce sabah antrenmanınızı gözünüzde hayal edin. Antrenman yaparken kendinizi mutlu hayal etmek sabah antrenman yapmak konusunda sizi motive eder.

16. ANTRENMANINIZA ÖNEM VERİN

Sabah antrenmanınıza tıpkı diğer işleriniz kadar önem vermelisiniz. Sabah antrenmanlarınızı planlayarak daha verimli bir antrenman vakti geçirmeniz mümkün.

17. ODANIZI ISITIN

Kış aylarında sabah antrenmanı için yatağınızdan kalkmak zor olabilir. Bunun için odanızı geceden ısıtmak sabah erken saatlerde uyanmak konusunda zorluk çekmenize engel olur.

18. ANTRENMAN ARKADAŞLARI EDİNİN

Sabah antrenmanlarınızı antrenman arkadaşınız ya da arkadaşlarınızla yapmaya çalışın. Antrenmana gitmek istemeseniz bile arkadaşlarınızı spor salonunda ekmek istemezsiniz.

19. ANTRENMAN KIYAFETLERİNİZLE UYUYUN

Ekibimizde böyle bir şey yapana rastlamadık. Hiçbirimize mantıklı da gelmedi. Ama erken kalkmayı “imkansız” bulanlar için böyle bir öneriye de rastladık ve paylaşalım istedik. Sabah antrenmanı yapacağınız günlerde geceden spor kıyafetlerinizle uyuyabilir ve spor çantanızı uyumadan önce hazırlayabilirsiniz.

20. İSTİKRARLI OLUN

Sabah antrenmanları konusunda istikrarlı olmak önemlidir. Sabah uyanıp kendinizi antrenman yapacak gibi hissetmeyebilirsiniz ama sizi antrenmana hazırlayacak adımları teker teker uyguladığınızda fikrinizin değişmesi olasıdır.

Ramazan ayında vücudumuz normal çalışma düzeninden çıkar ve bundan ötürü antrenman programınızı gözden geçirmeniz bir zorunluluk halini alır. Aslında Ramazan ayında sadece antrenman programınızı değil beslenme ve hatta takviye programınızı da gözden geçirmenizde fayda vardır.

Ağırlık antrenmanı yapan biriyseniz Ramazan ayında o kadar uğraş vererek elde ettiğiniz fitness kazanımlarıyla alakalı endişeye kapılmanız doğaldır çünkü vücudunuzu belli bir süre gıdasız bırakıyorsunuz ve bunun da yansımaları olması doğaldır. Peki, Ramazan ayında nasıl bir antrenman programı izlemeli? Kan-ter içinde kalarak inşa ettiğiniz o muhteşem kaslarınızı nasıl koruyacaksınız? Bu dönemi fitness hedeflerinizde her hangi bir gerileme olmadan nasıl geçirmelisiniz? İşte aklınıza takılan tüm bu sorulara cevap niteliğinde bu yazımızı hazırlamayı kararlaştırdık.

Şurası bir gerçek ki Ramazan ayı fitness hedeflerinizi bir üst seviye taşımak için uygun bir zaman aralığı değildir. Antrenman yoğunluğunuzu arttırmak ya da yeni fitness hedefleri koymak sizi ileriye taşıyan yöntemlerdir ancak bunları bu ay da yapmayın. Zaten bu çok sağlıklı bir adım da olmaz.

Ramazan ayında antrenmanlarına sadık bir grubun varlığıyla beraber birde bu ay da tembellik edip fitness hedeflerine kısa bir süreliğine “güle güle” diyen büyük bir kesimin var olduğunu da biliyoruz. Hatta çoğu insan (bunlardan olmadığınızı varsayıyoruz) antrenmanlarını tamamen ertelemektedir. Bench press ağırlığınızı bu ay %10 arttırmak tabii ki de iyi bir karar değildir ama antrenmanlarınızı haftalık programınızdan neden tamamen çıkarasınız ki?

RAMAZAN AYINDA ANTRENMAN ZAMANLAMASI

Ramazan’da antrenman yapmak için üç uygun zaman vardır; Sahurdan önce, İftar yemeğinizden 1 saat önce ve İftar sonrası besinleri sindirdikten sonraki zaman dilimi.

Sahurdan önce antrenman yapmak uyku konusunda bir sıkıntı yaşamıyorsanız aslında Ramazan ayındaki en iyi antrenman zamanıdır. Bu şekilde antrenman seansınız sonrasında protein alımınızı gerçekleştirebilir ve dahası antrenman sırasında vücudunuzun ihtiyacı olduğu sıvıyı (buna bcaa içeceğiniz de dâhildir) da sağlayabilirsiniz.

İftar yemeğinizden 1 saat öncesinde ise düşük yoğunluklu bir antrenman programı uygulayabilirsiniz. Karbonhidrat depolarınız oldukça düşük olacağından ötürü enerji seviyenizin de azalmış olacağını zaten biliyorsunuzdur. Yalnız antrenman sonrası bol bol sıvı almayı unutmayın.

İftar sonrası besinleri sindirmeye başladıktan sonraki zaman diliminde antrenman yapmak ise bir başka seçeneğinizdir. Vücudunuz tükettiğiniz yiyecekleri sindirmeye başlamıştır ve enerji depolarınız yeniden doldurulmuştur. Antrenman sırasında da sıvı ihtiyacınızı giderebilirsiniz. Yalnız İftar yemeğinde şişkinliği önlemek ve daha rahat bir antrenman seansı adına aşırı yemek yemekten sakınmanız gerektiğini hatırlatmak isteriz.

 

Charlie Francis vücut geliştirmeye gönül vermiş genç bir yetenek. IFBB profesyoneli olabilmek için 2015 Ekim ayında yapılan ulusal şampiyonada ülke çapındaki rakiplerini yenmişti. Eski Mr. Olympia yarışmacılarından, vücut geliştirme koçu Eddie Abbew ile birlikte çalışan Francis, sadece dört yarışmada acemilikten İngiltere şampiyonluğuna yükselmeyi başardı.

İngiltere şampiyonu olmak ne anlam ifade ediyor?

Kazanma beklentisi içinde değildim; sadece pozisyonumu geçen seneye kıyasla daha iyi bir dereceye getirmek istiyordum. Dört gösteriden sonra pro kartını kazanmayı hayal bile etmemiştim.

Erkekler fizik kategorisine nasıl giriş yaptınız?

İlk yarışmamdan üç sene önce vücut geliştirmeyi öğrenmeye başladım. Vücut geliştirme dergileri okudum ve Mr. Olympia ve UKBFF’yı takip ettim. Aynı zamanda Eddie Abbew’nun antreman videolarını izleyip fikirlerini kendi antremanlarıma kattım. Eddie’yi iki sene boyunca sosyal medyada takip ettikten sonra kendi fiziğim üzerine konuşmak için onunla iletişime geçtim.

En çok kimin fiziğine hayranlık duyuyorsunuz?

İdolum Steve Cook. Fiziği inanılmaz. Kendisiyle BodyPower’da tanıştım ve ona hayran kaldım. Bir gün onun pozisyonunda olmak isterim. Umarım bir gün erkekler fizik kategorisine geri döner ve belki onunla aynı sahnede yarışma fırsatı bulurum.

Neden bu kadar başarılı oldunuz?

Çok sıkı çalışıyorum. 1 sene boyunca bir yönetim ekibinde görev aldım ve her gün iki saat erken uyanıp kardiyo yapmak için spor salonunun yolunu tutuyordum veya kapandıktan sonra bir kaç saat fazladan çalışıyordum. Eddie ve jurilerin yorumlarına her zaman kulak verdim ve zayıf noktalarıma yoğunlaşıp poz vermeye odaklandım.

Yarışmanın en zor yanı nedir?

Yarışma, zihinsel bir mesele. Diyet yapmak ve sosyal medya sizi zihinsel olarak etkiliyor — diğer insanların sizi gördüğünden daha kötü göründüğünüzü düşünüyorsunuz veya kendinizi başka sporcularla kıyaslıyorsunuz. Zihinsel kısmıyla ben de mücadele ediyorum. Hazır görünmeyi fazla erken istedim. Bu noktada koçunuz devreye giriyor, sizi sakinleştiriyor ve ne kadar ilerleme kaydettiğinizi hatırlatıyor.

Normal bir antreman haftanızda ne yapıyorsunuz?

Antrenmanlarımı her iki haftada bir değiştiriyorum. İki hafta boyunca 6-8 tekrarla 5 set olacak şekilde maksimum ağırlığın aşağı yukarı yüzde 80’ini kullanarak yüksek ağırlıklarla, sonraki iki hafta boyunca yüksek hacimli, 15-20 tekrarlı maksimum ağırlığın yüzde 65’ini kullanarak antrenman yapıyorum. Kendi vücudum için bunun işe yaradığını düşünüyorum. Haftalık antrenman programım şu şekilde:

Pazartesi: Sırt ve biceps kasları

Salı: Göğüs ve triceps kasları

Çarşamba: Bacaklar

Perşembe: Omuzlar

Cuma: Göğüs ve sırt

Cumartesi: Kollar

Pazar: Dinlenme

Vücudunuzun en çok hangi bölgesiyle antrenman yapmayı seviyorsunuz?

Sırt ve omuz antrenmanını seviyorum. Görebildiğimdense göremediğime yoğunlaşıyorum, yani sırt ve omuzlarımla gurur duyuyorum.

Sevdiğiniz bir antrenmanı anlatır mısınız?

Ağırlık kaldırabildiğim ve kaslarıma kanın hücum ettiğini hissettiğim antrenmanlar en sevdiklerim.

Karın kasları için en iyi egzersiz nedir?

Mutfak! Karın kasları için ağırlık kullanmıyorum. Hanging leg raise yapıyorum ve mekik ve oblique twistler için bosu topunu kullanıyorum.

Peki, kardiyoyu antrenmanınız?

Kardiyodan nefret ediyorum. Ancak, yaptığım zaman düşük yoğunluklu sabit tempo kardiyo yapıyorum. Antrenörüm Eddie kardiyo yapmaya başlamamı söyledi ve o zamandan beri devam ediyorum. Netflix’te bir film açıyorum ve zaman uçup gidiyor.

CHARLIE FRANCIS

YAŞ: 28

DOĞUM YERİ: LONDRA

YAŞADIĞI YER: LONDRA

BOY: 182 cm

AĞIRLIK Sezon dışı 94kg; sahne kilosu 84kg

KARİYERİNİN EN ÖNEMLİ ANI: 2015 UKBFF Büyük Britanya Şampiyonası’nda genel erkekler fizik şampiyonu.

HEDEFİ: Olympia’ya katılma hakkı kazanmak.

İDMAN TAVSİYESİ: Antrenman rutinlerinizi değiştirmeye devam edin ve vücudunuzu dinleyin

Twitter ve instagramda @chaz_francis

 

 

İNGİLİZ IFBB PRO’SU 2015 OLYMPIA’DA KAZANDIĞI İLK BAŞARISINI ANLATIYOR.

12 yıl önce antrenmanlara başladığımdan beri hep vücut geliştirme ve Mr. Olympia’yı takip ettim. Mr. Olympia, Dünya üzerindeki en büyük ve en saygın şov.

Yarışmacılar beni etkilese de erkekler fizik kategorisi ile tanışıncaya kadar hiç onlar gibi olmayı düşünmedim. Fakat sonrasında ülkemi Las Vegas Olympia sahnesinde temsil etmek benim tek hedefim oldu.

Nisan 2013’te erkekler fizik kategorisi kariyerime başladığımda, IFBB PRO Card sahibi bir İngiliz ve henüz Olympia sahnesine çıkabilmiş bir Avrupalı sporcu yoktu. O senenin sonunda UK Nationals, British Championship ve Arnold Classic Europe yarışmalarını kazanıp PRO CARD almaya hak kazanmıştım. Sonra Olympia’ya giden ilk Avrupalı sporcu olmayı kafama koydum. 2015 kışı benim için oldukça verimli geçmişti ve Miami Pro’da aldığım 2.likten sonra Pittsburgh Pro ve Eastern Seaboard Pro’yu kazanıp Olympia’ya gitmeye hak kazandım.

Bir kaç haftalık şoku atlattıktan sonra içimdeki yarışmacı ortaya çıktı. Kendime yeni bir hedef koymuştum. Olympia’da ilk 5’e girmek istiyordum. Amerika’da böyle bir hedefi gerçekleştirmek bir Avrupalı için pek kolay değildi.

Hazırlık aşaması benim için en zorlu geçen süreçti çünkü kendime çok yüklenmiş, vücudumu sonuna kadar zorlamıştım. Bunun sonucunda bazı sakatlıklar ve rahatsızlıklar yaşamıştım. Tedavi sürecinin en önemli faktörlerden biri olan uyku düzenim bile bozulmuştu.

Sonunda yaşadıklarımı tekrar gözden geçirdim. Bunun benim için ne kadar önemli olduğunu düşündüm. İçimde eğer bir yarışmacı varsa elinden gelenin en iyisini yapmalı, hayatının en verimli dönemini geçirmeliydi. Bu düşünceler beni hırslandırdı ve son 4 haftada harika bir hazırlık dönemi geçirdim.

10 saat uçak yolculuğunun bünyemde yaratacağı yorgunluğu tahmin ediyordum. Bu yüzden yarışmadan 4 gün önce ailem ve arkadaşlarımla Las Vegas’a uçup vücuduma biraz dinlenme süresi tanıdım. Havalimanında bavullarım kontrol edilirken ilan tabelalarında gördüğüm Olympia reklamları beni heyecanlandırmıştı.

Otel’e gider gitmez koçum Ken Roscoe ile çalışmak için salona gittik. Son derece yorgun ve uçuş sersemliğinin etkisindeydim fakat Sadik Hadzovic, Jeremy Buendia ve Big Ramy’i gördüğüm an bu motive olmama yetti. Hemen çalışmaya başladığımı hatırlıyorum.

Orleans Hotel’de yıllardır izlediğim sporcuların arasında olabilmek inanılmaz bir histi. Rüyadaymışım gibi hissediyordum. İsmimi kaydettirip Olympia ceketimi aldığım an yaşadığım gururu anlatmaya kelimeler yetmez. 24 saat boyunca onu hiç sırtımdan çıkarmadım ve bu arada 40 derecelik Nevada Çöl’ünde olduğumuzu da hatırlatmak isterim.

Yarışmadan iki gün önce, “Olympiyalılar Tanışıyor” adlı her sene düzenlenen etkinliğe katıldım. Avrupa’da arkamda harika bir destek vardı fakat Amerika’da ne ile karşılacağım hakkında en ufak bir fikrim bile yoktu. Açıkçası kimsenin beni destekleyeceğini düşünmüyordum fakat tüm dünyadan gelen destekçileri gördüğümde şaşkınlığımı gizleyemedim. Bu harika bir duyguydu.

Olympia’dan önceki gün çalışmayı bırakıp karbonhidrat yüklemesi yaptım, su tüketimimi azalttım ve bronzlaşmaya başladım. Rakiplerinizle aynı odada bronzlaşmak sinirlerinizi geriyor çünkü ister istemez herkes birbirinin fiziğine dikkat ediyor. Bu yüzden bronzlaşma odasında tansiyon üst seviyedeydi. O gece gözüme uyku girmedi. Sabah 4’e kadar odamda ayna karşısında yarışmayı düşünüp poz verdim.

Erken saatlerde Ken benim kondisyonumu kontrol ederken kafamdan geçenleri anlatamam. Nisan 2013’ten beri tüm hazırlıklarım, kendime koyduğum tüm hedefler o güne bağlıydı. O gün ülkemi dünyanın en iyi 36 fiziğine karşı temsil edecektim.

Öyle heyecanlıydım ki Las Vegas Convention Center’a yolculuğu hatırlamıyorum bile. Sahne arkası inanılmazdı. Vücut çalışmak için bir salon ve kendime ait özel ışıklandırmalı ve aynalı bir masam vardı. Sporculardan başka kimse sahne arkasına alınmadığı için ilk defa koçum olmadan tek başıma bir yarışmadaydım.

Öteki yarışmacıların aksine ben içime kapanmıştım. Birden omzumda bir el hissettim. Flex Lewis tam arkamda duruyordu. Beni bir köşeye çekti ve burada olmayı hakettiğimi, başım dik bir şekilde sahneye çıkıp tüm gücümle ülkemi temsil etmem gerektiğini söyledi. Tam da baskıyı iliklerime kadar hissetmeye başladığım o anlarda ihtiyacım olan bu sözlerdi. Flex’e sonsuz saygılarımı yolluyorum. O da sahne arkasında 212’lere hazırlanıyordu ve bana zaman ayırmak zorunda değildi.

Sonunda bir yetkili bize 10 dakikamızın kaldığını söyledi. Artık ayna karşısında son hazırlıklarımızı yapıp dizilmenin vakti gelmişti. Herkes yarışma havasına girmişti ve heyecan doruktaydı. Beklediğim an gelmişti.

İsmim anons edildi ve sahneye adımımı atar atmaz gördüğüm desteği hayatım boyunca unutamayacağım.  Çıkan gürültü öyle etkileyiciydi ki neredeyse rutin yapmam gerekenleri unutuyordum. Belki daha soğukkanlı olabilirdim ancak seyircinin o karşılaması hiç aklımdan çıkmayacak.

O an daha fazla buna odaklanacak zamanım yoktu çünkü içinde bulunduğum yarışma sadece 2 saat sürüyordu. Her saniye benim için değerliydi. Hemen karşılaştırmalara geçtik ve ilk çağrılanlar arasında ben vardım. Sonuçlar açıklanırken, beşincinin adı okunduğunda kalbimin göğsümü delercesine atışlarını duyabiliyordum. Heyecandan terlemeye başlamıştım ve ellerimin titremesine engel olamıyordum.

Sonunda benim ismim okundu. Dördüncü olmuştum ve buna inanamıyordum. Hedefimi gerçekleştirmiş ilk 5’e girmiştim. Daha mutlu olamazdım. Resmi olarak Dünya dördüncüsü olmuştum ve bu da ilk Olympia tecrübemdi. Hayatımın en gururlu anlarından biriydi ve daha o an sahnede bir sonraki hedefimi belirlemiştim… 2016 Olympia Şampiyonluğu!

Arnold Schwarzenegger’den vücut geliştirmeye yeni başlayanlar için altın değerinde tavsiyeler. Nasıl motive olmalısınız, nasıl beslenmelisiniz ve nasıl antrenman yapmalısınız.

İYİ BİR BAŞLANGIÇ

Arnold’un yeni başlayanlara tavsiyesi.

Vücut geliştirmeye yeni başlıyor olmak. Öncelikle, o ağırlıkları kaldırıp vücudunuzu değiştirmeye karar verdiğiniz için sizi tebrik etmek istiyorum. İkincisi, bilmenizi istiyorum ki yaşınız ne olursa olsun, ağırlık idmanlarına başlamak için daha iyi bir zaman olamazdı. Şimdi, nasıl antrenman yapacağınızla, nasıl besleneceğinizle ilgili hiç olmadığı kadar fazla bilgi, ilham almak için ise çok daha fazla kaynak mevcut.

Ben 1960larda başladığım zaman, elimde yalnızca bu dergi ve bana yol göstermesi için sayfalarında Reg Park’ın fotoğrafları vardı; sanıyorum bunlar bende işe yaradı. Bugünün emrinize amade kaynaklarıyla neler yapabileceğinizi hayal edin.

Yolculuğunuza başlarken, size “tavsiyeler”de bulunacağım ve Pumping Iron’ı izlediyseniz o son kelimenin bir yazım hatası olmadığını biliyorsunuzdur.

Öncelikle, zihninizde, vücudunuzun nasıl gözükmesini istediğinizi canlandırın. Görselleştirme, vücudunuzu şekillendirmede oldukça önemli, çünkü nereye varmak istediğinizi bildiğiniz zaman, hedefe ulaşmak için kalan tek ihtiyacınız oraya doğru hareket etmeye başlamaktır. Büyük kollar istiyorsanız, curl egzersizine odaklanın. Göğüs bölgesi daha mı iri olsun? Bench press ve flyer egzersizleri tam size göre. Gelişiminizin bu noktasında, temel egzersizlerle çalışmaya devam edin. Makinalardansa, squat ve barfisk gibi egzersizlerden daha çok verim alırsınız. Ayrıca düzgün bir şekilde ısınmayı ve esnemeyi unutmayın. Ağırlık kaldırma hevesinizin sakatlanmalara sebep olmasına izin vermeyin.

Tekrarlarınızı 8 ila 12 arasında tutun. Beslenme konusunda, diyet modalarına kanmayın — sağlıklı yiyecekler tüketin. Her gün, vücut kilonuz başına 1 gram protein tüketmeye ve karbonhidratlarınızı pilav, patatesten ve sebze türevlerinden almaya özen gösterin. Bırakın yağ tüketiminiz büyük ve sulu bifteklerden gelsin (en azından ben öyle beslendim!).

Ayrıca size bir antrenman partneri bulmanızı tavsiye ederim. Spora yeni başladığım günlerde arkadaşlarımla yaptığım antrenmanlarda yaptığımız küçük yarışmaların, beni daha hızlı gelişmeye motive ediyordu. Partnerler sizi sorumlu tutar ve antremanı eğlenceli hale getirir.

Hayatınız boyu en iyi arkadaşınız olacak kişilerle spor salonunda tanışırsanız buna şaşırmayın. İstekli kalmayı unutmayın. Kardeşliğimize hoş geldiniz!

Saygılarımla,

Arnold Scwarzenegger

Oturum Aç

Kayıt Ol

Şifremi sıfırla