En Büyük Rakip : Kai Greene I

Dennis James, 2012 Olympia’ya hazırlanan bu sporun en renkli ve tehlikeli yarışmacısı olan Kai Greene’nin sırlarını çözmek için kolları sıvadı…

Kai Greene gizemli bir adam. 2009 Arnold Classic’i kazanıp da ağır ağabeyler arasında yer almaya başladığı günden beri gizemi azalacağına zaman içerisinde daha da arttı. Farklı görüşleri olan birisi, vücut geliştirmeyi hem spor hem de sanat olarak görüyor, fiziği ise ifade ve iletişimin bir unsuru olarak. Greene sıra dışı biri olduğu kadar sadece kelimelerle değil vücuduyla da konuştuğu için göz ardı edilmesi kolay değil. Anladık: Değişik bir adam. Ve onu böyle seviyoruz. Greene, günümüzde, IFBB Profesyonel Ligdeki sekizinci yılında, en önemlisi dışındaki neredeyse tüm ödülleri kazanmış durumda: Mr. Olympia. 2011’de üçüncülüğe kadar yaklaştıktan sonra onu her zamankinden daha çok istemeye başladı. O nedenle de tüm yılını bunun için hazırlanmaya ayırdı. Emekli IFBB profesyoneli Dennis “The Menace” James, neler planladığını öğrenmek için Kai Greene ile görüştü, Olympia tahtına yönelik en büyük tehdit olan bu adam, Eylül sonundaki iki gece için hazırlanırken tüm söylenenlerin, spekülasyonların ve tahminlerin de havada kalacağı bir gerçek. O noktada Greene ile Sandow arasına fiziki engeller dizildiğinde iradesi onu bir adım öteye taşıyacak.

Dennis James: Neden Eylül’deki Olympia’ya kadar hiç bir yarışmaya katılmama kararı aldın?

Kai Greene: Bu, benim hedefimin ne olduğunu ve bu konuda ne kadar ciddi olduğumu gösteriyor, sadece bu yıl değil geçen yıl da tüm hazırlığımı bu yarışma için yapmıştım. Hiç bir şeyi arkada ya da sonraya bırakmadan elimden gelenin en iyisini yapıp bunun da hayallerimi gerçeğe dönüştürmesini görmek istiyorum. Elinizden gelenin en iyisini yapmaya çalışmak ilginç bir şey –ne ondan daha iyi ne de daha kötüsü olmalı. Sadece o anda, o günde, o sırada, olmanız gereken anda zirvede olmayı amaçlamak.

DJ:Anladığım kadarıyla bu sefer pek beklenmeyen bir şey yapıp spor salonuna gitmeye bir süre ara verdin, bu doğru mu?

KG:Antrenmanlara ve kullandıkları takviyelere biraz ara vermek, sporculara, vücutlarının toparlanması ve gerçek anlamda düzelmesi, iyileşmesi imkanını sağlıyor. Şu an ki tek fark hayatımın en büyük olayına hazırlanırken yeterli zamana sahip olmam. Başlangıçta diğer pek çoğu gibi yarışmak benimde hoşuma gitti. Antrenman, yaşam tarzı, yarışmaya hazırlanmak ve kimi zorlukların üstesinden nasıl gelineceğini öğrenmek. Bunlar güzel şeyler. Kariyerinin başında sıkça yarışmalara katılmak da güzel bir şeydir. Yetenekleriniz biraz gelişip de yaptıklarınız en tepedeki Dexter Jackson ile kıyaslanmaya başlayınca kendinizi fazla zorlamaya başlıyorsunuz ve bu da kimi zaman yıpratıcı olabiliyor. O yüzden de toparlanma imkanına sıcak bakıp her şeyi eski haline getirmek ve yeni yıl için hazırlanmaya başlamak istedim.

kai1DJ:Ne kadar ara verdin?

KG:Kendime bir kaç hafta izin verdim, ama bu zaman zarfında programımı biraz temizledim, fazla kalori tüketmeden beslendim ve eklemlerimin dinlenip toparlanmasına fırsat yarattım. Organlarımın bile dinlenmeye ihtiyacı vardı.

Ben de bir buçuk ay boyunca bunu yapardım ama yaşlandıkça eskisi gibi yapamıyorsunuz. Yaş geçtikçe sadece bir kaç hafta yapabilirsin. Üç ay hiç çalışmadığım zamanlar da olmuştu. Ama bunu o zamanlar Tayland’da yaşadığım ve kimse bana bakmadığı için başarabilmiştim. 120 ya da 130 kilo olup olmamam kimsenin umurunda değildi. Aslında tatildeyken bile 125 kilodan aşağı hiç inmedim çünkü belli bir ölçüyü korumak zorunda kalıyorsunuz. Sonra sanki daha yeni başlamışsınız gibi oluyor ve bu da kolay bir şey değil. Yaşlandıkça geri dönüp tam performans devam edebilmek de o oranda güçleşiyor.

Ben de kesinlikle aynısını hissediyorum.

DJ:Psikolojik olarak antrenmana ara vermek dünyadaki en zor işlerden biridir, kendini ne ile meşgul ettin?

KG:Bu sayede oturup biraz daha fazla yazabilme imkanına kavuştum. Zaten
başladığım ve uzun süredir ihmal ettiğim bir projem vardı. Bir arkadaşım sonunda projeye destek vermeye karar verdi. Beyin fırtınası yapacak, yazacak, bir çizgi roman için görsel ve diğer materyalleri hazırlayacak zamanım oldu.

DJ:Bize bu çizgi romandan bahseder misin?

KG:Benim için gerçekten ilginç olan şey bu spora bir amatör, vücut geliştirme meraklısı, bir fan ve FLEX ile MUSCLE&FITNESS dergilerini okuyan bir genç olarak başlamamdı. Resimlere bakardım ve gördüğüm her resim bana ilham verirdi. Sezon dışında vaktim olduğunda oturdum, dergilere ve diğer şeylere baktım. Sanırım benim için vücut geliştirme yönü zaman içerisinde daha ağır basmış. Fantastik görsellerin olduğu eski dergilerdeki sanatsal yapı beni daha fazla büyümeye teşvik edip bana daha fazla ilham vermiş. Akademik bir unvana sahip olmadan harfler ve farklı şeyleri deneyip anlamaya, onlardan anlam çıkarmaya çalışmak benim kişiliğimin bir parçası. Bir şey görür, ona bir isim verir, ondan bir ders alır ve diğerlerine de onun ne olduğunu öğretmeyi ümit edersiniz. Benim yapmak istediğimde bu.

kai2

DJ:Sezon dışında 135 kilonun üzerine kolayca çıkabiliyorsun. Şu sıralar kilon kaç?

KG:Bu aralar 127’nin üzerine çıkmayıp 126’nın altına da inmediğim bir sır değil. Bolca protein tüketip programımda olan pek çok şeyi yapmaktan uzak dururken kilom da ne artıyor ne de azalıyor. Ben buyum. 135 kilonun üzerine çıkmadım.

DJ:Bu sefer beslenme açısından farklı bir şey yaptın mı? Hala George Farah ile mi çalışıyorsun?

Evet, George’la çalışmaya devam ediyorum. Kaşla göz arasında değişimlere uyum sağladım. Kariyerimin hemen başlarında gereken olumlu şeyleri kavramak için son ana kadar beklemenin gerekmediğini anladım. Başarılı olabilmek için iyi alışkanlıklarınızı kucaklamalısınız. Örneğin erken yatmak; böylece erken kalkıp kardiyo yapma fırsatı bulabiliyorum. Bu küçük ayrıntı hedefime yaklaşmamı sağlıyor. Mesele, her şeyi edinilmesi kolay küçük alışkanlıklar şeklinde bölmek. Motivasyonumu korumaya gayret edip daha küçük porsiyonlar yiyorum. 2012’de daha iyi olabilmek için gerekirse büyük öğünler tüketme alışkanlığından vazgeçebilirim.

İlginizi çekebilecek diğer yazılar

Oturum Aç

Kayıt Ol

Şifremi sıfırla