celebrity

Türk insanının özelliklerini ve imajını dünyaya en güzel şekilde anlatmak amacını taşıyan Miss Turkey organizasyonunda bu sene yarışacak finalistler belli oldu!

İşte karşınızda  Miss Turkey 2017’nin 20 finalisti!

 

1- Itır Esen
2- Alara Kaya
3- Gözde Baddal
4- Özge Türkyılmaz
5- Emire Cansu Kurtaran
6- Ceren Baykan
7- Ekinsu Kansu
8- Beril Altuntaş
9- Deniz Görgülü
10- Buse Çekmeceli
11- Merve Argun
12- Aslı Sümen
13- Hazal Karasıkı
14 -Bahar Gençalp
15 -Sura Yıldıran
16 -Bahar Merve Zırhlı
17 -Betül Ekşi
18 -Andre Raema Mungiu
19 -Yasemin Çoklar
20 -Pınar Tartan

Finale çıkanlar sosyal medyada pek çok kişiyi tatmin etmese de bize göre finale çıkmayı hak edecek kadar alımlı ve güzeller. Sizce bu senenin finalistleri bulundukları yeri hak ediyorlar mı?

Peki, Miss Turkey 2017’nin birincisi kim olacak?

Yorum olarak belirtmeyi unutmayın!

 

 

Bugün sizlere fit vücudu ve güzelliği ile dikkatleri üzerine çektiği kadar, başarılarıyla da adından söz ettiren ve Türk sporunda kadının gücünü uluslararası alanda temsil etmeye
devam eden İpek Soylu’dan bahsedeceğiz!

 

İpek, tenis kortlarında bu zamana dek imza attığı başarılarla hem haberlerde hem de sosyal medyada pek çok kez adından bahsettirdi.

21 yaşında ve halen çok genç olmasına rağmen dünya çapında pek çok başarı yakalayan İpek, Türkiye’yi dünyada temsil eden Türk sporcular arasında belki de geleceği en parlak olanlarından biri!

 

İpek’in tenisle tanışması Adana’da henüz 6 yaşında iken başlamış ve 10 yaşına geldiğinde ilk profesyonel maçına Romanya’da katılmış.

13 yaşındayken tenise devam edebilmek için ailesi ile birlikte İstanbul’a taşınmış.

 

2012 yılında Wimbledon gençler kategorisinde oynayan ilk Türk kadın tenisçi olan İpek, daha o dönemde geleceğinin ne denli parlak olacağının sinyallerini de vermiş aslında.

2014 yılına geldiğimizde ise Türk kızı İpek, başarısını tüm Dünya’ya ikinci kere kabul ettirdi ve Amerika Açık Tenis Turnuvası’nda genç çiftlerde partneri Jil Belen Teichmann ile birlikte Türkiye’ye ilk Grand Slam şampiyonluğunu getirdi.

 

Bu başarılarının yanı sıra teklerde 8 ITF; çiftlerde 3 WTA ve 11 ITF şampiyonluğu var İpek’in.

Belki de bu noktada, yaşının henüz sadece 21 olduğunu tekrar tekrar hatırlatmak güzel olabilir…

 

Milli tenisçimiz İpek Soylu genç yaşında elde etmiş olduğu bu başarıları,  günlük yaşamını mesleğine göre şekillendirerek elde etmiş olduğunu belirtiyor.

Şimdi gelelim İpek’in bu başarılara adım adım yürürken takip ettiği spor rutinlerine.

 

İpek, muhtemelen tahmin edeceğiniz gibi günlerinin çoğunu antrenman ve spor yaparak geçiriyor.

Haftanın 6 günü antrenman yapan İpek, geri kalan zamanında ise bu ağır antrenman programına bir de yoga ve pilatesi ekliyor.

 

Kendisi gibi dünya çapında başarıyı yakalamak isteyen tüm sporcu gençlere ise asla hayallerinden vazgeçmemelerini ve kendilerine
inanmalarını tembihliyor.

Biz de bu genç sporcumuzu, daha bu yaşta yakaladığı bu önemli başarılar için tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz!

 

Sporu hayatının merkezine yerleştirirken, yaşamın olağan süreçlerinden ve kendini yetiştirmekten asla geri kalmayan zeki insanların hoşuna gidecek, izlerken ufkunuzu açacak en başarılı filmleri bu içeriğimizde sizler için topladık!

Not: Sıralama IMDb puanına göre yapılmıştır ve film özetleri sinemalar.com’dan alınmıştır.

23. Transcendence (Evrim), 2014

Dr. Will Caster, yaptığı çalışmalar ile bir bilge, insandan daha üstün bir süper bilgisayar yapmaya girişir. İnsan beyninden daha üstün bir bilgisayar yaratılmasını istemeyen radikal bir grubun saldırısına uğrayacaktır. Başrolünde Johnny Depp’in oynadığı filmde Rebecca Hall ve Paul Bettany, Depp’e eşlik ediyor.

IMDb: 6.3

22. La habitación de Fermat (Kapan), 2007

Birbirini hiç tanımayan dört matematikçi, gizemli biri tarafından büyük bir bulmacayı çözmeleri için davet edilir. Kendilerine yöneltilen soruları zamanında ve doğru olarak çözemezlerse, içinde bulundukları oda bir anda ölüm tuzağına dönüşecektir. Bunun yanı sıra çözmeleri gereken en önemli problem ise, kendilerini buraya getiren sebep ve aralarındaki ilişki olacaktır.

IMDb: 6.7

21. Primer (Kapsül), 2004

Yetenekli iki genç mühendis, bir garajda yürüttükleri deneyler sırasında kazara müthiş bir keşifte bulunurlar. Üzerinde çalıştıkları proje, onları zamanda geriye doğru yolculuğa çıkarabilmektedir. Sonsuz merakları nedeniyle, yolculuk deneylerini birbirlerinden habersiz yürüten mühendislerin bu deneyi çok ciddi sorunlara yol açacaktır.
IMDB: 7.0

20. Deja Vu, 2006

Kısaca Deja Vu olarak bilinen olayın rahatsız edici gizemini herkes bir şekilde deneyimlemiştir. Birisiyle yeni tanıştığınızda sanki onu yollardır tanıyormuş gibi bir hisse kapılırsınız. Veya herhangi bir yere ilk defa gittiğiniz halde sanki orada daha önce bulunmuş gibi hissedersiniz. Kısacası Deja Vu adı verilen duyguyu bilmeyen yoktur denilebilir. Peki, ya bu tuhaf ve tüyler ürpertici duygu aslında geçmişten gönderilen bir uyarıysa… Veya bilinmeyen geleceğe dair ipuçlarını barındırıyorsa…
IMDb: 7.0

19. The Mist (Öldüren Sis), 2007

Kasabaya sanki başka bir dünyadan gelmiş izlenimi veren tuhaf bir sis tabakasının çökmesi üzerine korku ve panik içinde süpermarkete sığınan kasaba halkı arasında David Drayton ve küçük oğlu Billy de vardır. Koyu ve kalın sis tabakasının içinde esrarengiz bazı yaratıkların pusuya yatmışçasına gizlendiğini ilk fark eden David olmuştur. Bu dünyaya ait olmayan öldürücü, korkutucu yaratıklardır bunlar… Kurtuluş ise marketteki herkesin hep birlikte hareket etmesine bağlıdır. Ancak insan doğası hesaba katılınca hep birlikte hareket edebilmeleri mümkün müdür?
Markete sığınan kasaba halkının korkuya kapılarak paniklemesi üzerine mantık devre dışı kalırken David kendisini en çok neyin korkuttuğunu merak etmeye başlamıştır: Sisin içinde pusuya yatmış canavarlar mı, yoksa marketin içindeki, daha düne kadar arkadaşı, komşusu bildiği insanların sergilediği tutarsız davranışlar mı?
IMDb: 7.2

18. The Fountain (Kaynak), 2007

The Fountain, üç farklı zamanda biriminde, bir adamın sevdiği kadını kurtarmak için başından geçen bin yıllık serüveni konu almaktadır. 15. yüzyılda İspanya’da yaşayan Tomas ölümsüzlük verdiği sanılan efsanevi bir çeşmenin arayışına çıkar. Günümüzde, Tommy Creo isimli bir bilim adamı, kanser olan eşi İzzy’yi kurtarabilmek için umutsuzca bir tedavi yöntemi keşfetmeye çalışmaktadır. 25. yüzyılda, astronot olan Tom ise uzaydaki gezintisi sırasında kendisini çok uzun sürelerdir rahatsız eden olayların arkasındaki gerçekleri keşfeder. Bu üç adamın hikayesi tek ve ortak bir gerçeğe uzanmaktadır…
IMDb: 7.3

17. Predestination, 2014

Tıpkı bir önceki filmlerinde olduğu gibi yine ünlü aktör Ethan Hawke ile işbirliği yapan Spierig Kardeşler bu sefer Looper ile Azınlık Raporu’nun karması olacak bir bilim kurgu-gerilim çeşitlemesine imza atıyorlar! Yılın sürpriz polisiye soslu bilim kurgusal hadiselerinden biri olmaya aday film kendi kulvarında bir hayli iddialı görünüyor!
IMDb: 7.4

16. Pi, 1998

Bir matematik dehası olan Max, sorunlu bir kişiliğe sahiptir ve insan hayatının belki de en önemli buluşuna ulaşmak üzeredir. Son on yıl boyunca sayısal olarak tabiatın bir kodlanma sistemine sahip olduğunu keşfetmiş fakat bunu çözmeyi başaramamıştır. Her şey ama her şey onu bir tek sonuca götürmektedir. Ulaştığı sonuç onu daha büyük kaoslara bunun da ötesinde problemin merkezi olarak kendine yöneltmektedir. Bulduğu sır için belki de insanlar birbirlerini bile öldüreceklerdir. Bunu herkesten saklamalıdır.. Max zincirin ilk halkası olan kodu kırmayı deneyerek bu riski yok etmeye karar verir.
IMDb: 7.5

15. Lost Highway (Kayıp Otoban), 1997

Film Fred Madison’ın (Bill Pullman) diafonda “Dick Laurent öldü” sözünü duymasıyla başlar. Fred ve karısı Renee (Arquette) her sabah evlerinin önünde bir video kaset bulurlar. Video kasette eve gizlice girilmiş ve çift uyurken videoya alınmıştır. Çift, iki detektife başvurur. Bu arada bir caz müzisyeni olan Fred, karısının onu aldattığından şüphelenir. Bir partide gizemli adam ile tanışır. Gizemli adam aynı anda iki yerde olabileceğini Fred’e gösterir. Sabah, Fred yine bir video kaset bulur. Video kasette ise karısını vahşice öldürdüğünü izler. Hatırlamadığını söylemesine rağmen, idama mahkum edilir ve hapse atılır.

IMDb: 7.7

14. The Game (Oyun), 1997

Nicholas Van Orton hem iş hem de özel hayatında kontrolü elinde tutmaya alışkın, zeki ve başarılı bir iş adamıdır. Bu düzenli hayatı, kardeşi Conrad’ın ona verdiği alışıldığın dışındaki doğum günü hediyesi ile köklü değişikliklere uğrayacaktır. Artık bir ölüm kalım savaşı başlamıştır.
IMDb: 7.8

13. Ex Machina, 2015

Caleb, dünyanın önde gelen internet şirketlerinden birinde çalışan bir yazılımcıdır. Günün birinde şirket içi bir yarışmayı kazanır. Ödül olarak ise şirketin herkesten uzak, dağlarda yalnız yaşayan CEO’su Nathan’ın orman içindeki evine bir hafta misafir olacaktır. Ancak Caleb’in bilmediği bir şey daha vardır: Bu misafirlik sırasında dünyanın ilk tamamlanmış yapay zekalı robotu olan Ava ile ilişki kurma deneyine katılması gerekecektir.
IMDb: 7.8

12. Mr. Nobody (Bay Hiçkimse), 2009

Başlıkta bahsi geçen Bay Hiçkimse, 2092 yılında dünyada kalmış son ölümlü olan 117 yaşındaki Némo adlı bir adam. Ölüm döşeğindeki Némo genç bir çocukken bir peronda durduğunu hatırlar. Tren kalkmak üzeredir. Annesiyle birlikte mi gitmeli, yoksa babasıyla mı kalmalıdır? Bu karar, sonsuz sayıda olasılığı doğuracaktır… Ve pek çok gezegen, iki ölüm ve sevilecek kadınlar….
IMDb: 7.9

11. Mullholland Dr. (Mullholland Çıkmazı), 2001

Mulholland Çıkmazı, yönetmenliğini ve senaristliğini David Lynch’in üstlendiği 2001 ABD-Fransa yapımı psikolojik gerilim türündeki film. Kara film ve sürrealizmden ögeler sunan filmin başrollerinde Naomi Watts, Laura Elena Harring ve Justin Theroux yer alır. Film, Los Angeles’a gelip halasının evinde kalırken hafızasını kaybedip aynı evde saklanan Rita ile karşılaşan ve onunla arkadaş olan, Betty Elms adlı, gözü yükseklerde bir oyuncunun hikâyesini anlatır. Hikâye, ilgisiz gibi görünen fakat birbirleriyle bağlantılı vinyetler, çeşitli sürreal sahne ve imgeler içerir.

IMDb: 8.0

10. Shutter Island (Zindan Adası), 2010

“Departed-Köstebek” ile Oscar ödülü kazanan yönetmen Martin Scorsese’in yönettiği “Shutter Island-Zindan Adası”nda, Massachussets sahili açıklarındaki bir adada suç işlemiş akıl hastalarının tedavi edildiği hastanedeki bir katilin esrarengiz şekilde kayboluşunu soruşturmakla görevlendirilen Teddy Daniels ve Chuck Aule (Mark Ruffalo) adlı iki polisin baş döndüren hikayesi konu ediliyor.
IMDb: 8.1

9. A Beatiful Mind (Akıl Oyunları), 2001

John Forbes Nash Jr., genç yaşında geliştirdiği kuramlarla matematik dünyasının bir numaralı ismi haline gelir. Fakat kısa süre içerisinde bencilliği ve kendine olan aşırı güveni sonucunda oluşan kişisel problemleri ile baş edemez duruma düşer. Dahilik ile delilik arasındaki ince çizgide, delilik tarafına doğru sürüklenir.
IMDb: 8.2

8. 2001: A Space Odyssey (2001: Uzay Yolu Macerası), 1968

İnsanlığın şafağında Afrika çölünde bir grup primat kavga etmektedir. Aniden beliren siyah bir taş bu maymun insanlardan birini esrarengiz bir şekilde etkileyerek bir kemiği silah olarak kullanmasını sağlar: İnsanın ataları ilk aleti bulunmuştur. 2001’de, bir önceki sahneden 4 milyon yıl sonra, bir uzay gemisi aydan gelen esrarengiz sinyallerin ardında aynı siyah taşı keşfeder. Hem de ay yüzeyinde. Sinyaller Jupiter’e gitmektedir.
IMDb: 8.3

7. Memento (Akıl Defteri), 2000

Leonard Shelby, pahalı takım elbiseler giyer, son model bir Jaguar kullanır; bunun yanında ucuz, tanınmamış motellerde konaklar ve ödemelerini hep nakit parayla gerçekleştirir. Başarılı bir iş adamı görüntüsündedir… Ancak Leonard’ın tek işi intikam almaktır; karısının ırzına geçip öldüren adamın peşindedir. Şüpheleri polis tarafından dikkate alınmayan Leonard’ın yaşamındaki tek mücadelesi, adalet arayışı üzerine kurulmuştur. Katili belirlemesinde ise büyük bir zorlukla karşı karşıyadır. Leonard’ın nadir görülen, tedavisi olmayan bir hafıza kaybı hastalığı vardır. “Kaza” öncesi olayları tüm ayrıntılarına kadar hatırlayabilen Leonard, 15 dakika önce ne olduğunu, ne yaptığını, nereye gittiğini ve neden gittiğini bilememektedir.
IMDb: 8.5

6. The Prestige (Prestij), 2006

Beğenilen yönetmen Christopher Nolan’dan (“Memento,” “Batman Başlıyor”) illüzyon kumaşından örülmüş bir macera geliyor. Bu beklenmedik dönüşlerle dolu gizemli öyküde, Viktorya Devri’nde iki sahne sihirbazı, giderek şiddetlenen bir savaşa ve birbirlerinin mesleki sırlarını ortaya çıkartmak için doymaz bir susuzluğa dönüşen güçlü bir rekabete girişiyorlar. Bu iki görkemli adamın cüreti tutkuya, şovmenliği bilime ve hırsı dostluğa kırdırmalarının sonuçları tehlikeli, ölümcül ve hileli oluyor.
IMDb: 8.5

5. The Matrix, 1999

Saygın bir yazılım şirketinde çalışan Thomas Anderson, gecelerini “Neo” adı altında program kırarak ve Matrix’i araştırarak geçirir. Esrarengiz şekilde Trinity ve Morpheus ile tanışan Neo, yaşadığı dünyanın aslında beyninde gerçekleşen bir simulasyon olduğu gerçeğini öğrendikten sonra ordan kurtarılır ve Morpheus’un önderliğindeki ekibe katılır. Neo gerçek dünyada ilk nefesini aldıktan sonra simulasyona tekrar girerek Matrix’in ne olduğunu kavrayacak ve kurtarılma nedenini öğrenerek gelişen olaylar çerçevesinde yeni kimliğini tanımaya çalışacaktır.
IMDb: 8.7

4. The Usual Suspects (Olağan Şüpheliler), 1995

Beşi de birbirinden yetenekli ve kendi alanlarında uzman sabıkalı, basit bir kaçırma olayından sonra gözaltına alındıklarında hiçbiri olaya bir anlam veremeden boş gözlerle birbirlerine bakmaktadır. Hikayeyi araştıran ajan David Kujan, Kaliforniya San Pedro Limanı’nda 27 kişinin ölümü ile sonuçlanan gizemli patlama ile bu beş kişinin bağlantısı olduğunu varsaymaktadır. Elinde kalan tek canlı tanık Verbal Kint hikayeyi baştan sona soğukkanlılıkla kendisine aktarmaktadır fakat tüm soru işaretleri bir kişinin üzerinde yoğunlaşır: “Keizer Soze”.
IMDb: 8.7

3. Interstellar (Yıldızlararası), 2014

Filmin geçtiği yakın gelecekte yeryüzünde yaşam, artan kuraklık ve iklim değişiklikleri nedeniyle tehlikeye girmiştir. İnsan ırkı yok olma tehlikesiyle yüz yüzedir. Derken yeni keşfedilmiş bir solucan deliği, tüm insanlık için umut olur. Buradan geçip boyut değiştirerek daha önce hiçbir insanoğlunun erişemediği yerlere ulaşmak ve insanoğlunun yeni yaşam alanlarını araştırmak ise bir grup astronot-kaşife kalır. Bu kaşifler, geçen 1 saatin dünyadaki 7 yıla bedel olduğu ortamda hem hızlı ve cesur olmak zorunda kalacaklardır.
IMDb: 8.7

2. Inception (Başlangıç), 2010

Dom Cobb, çok yetenekli bir hırsızdır. Uzmanlık alanı, zihnin en savunmasız olduğu rüya görme anında, bilinçaltının derinliklerindeki değerli sırları çekip çıkarmak ve onları çalmaktır. Cobb’un bu ender mahareti, onu kurumsal casusluğun tehlikeli yeni dünyasında aranan bir oyuncu yapmıştır. Ancak, aynı zamanda bu durum onu uluslararası bir kaçak yapmış ve sevdiği her şeye mal olmuştur. Cobb’a içinde bulunduğu durumdan kurtulmasını sağlayacak bir fırsat sunulur. Ona hayatını geri verebilecek son bir iş; tabi eğer imkansız başlangıcı tamamlayabilirse… Ama ne dikkatle yapılan planlamalar, ne de uzmanlıkları, onları, her hareketlerini önceden tahmin ettiği anlaşılan tehlikeli düşmanlarına karşı hazırlıklı kılabilir. Bu, gelişini sadece Cobb’un görebildiği bir düşmandır.
IMDb: 8.8

1. Fight Club (Dövüş Kulübü), 1999

Oregon Üniversitesinde yüksek lisansını yapan Chuck Palanhiuk’un uzak olmayan bir gelecekte geçen ve kafası karışık genç bir erkeği konu alan romanından yola çıkılarak çekilen Fight Club’da filmi anlatan, ünlü bir otomobil firmasında iyi bir işe sahiptir. Tek düze yaşamı kronik uykusuzluk sorunuyla çekilmez bir hale gelmiştir. Ailesi ve yakın bir arkadaşı olmayan Jack doktorunun tavsiyesi üzerine kanserli hastaların terapi grubuna katılır. Bu toplantılar esnasında Marla’yla tanışır o da genç adam gibi hasta olmadığı halde grubun toplantılarına katılmaktadır. Jack’in ve Marla’nın çabaları tüketici kültürünün anlamsızlığına karşı bir duruştur adeta kariyer sahibi ama yanlız insanların bir tepkisi. Jack’ın jenerasyonu ölü bir jenerasyondur. Bir yolculuk sonrası evinin yanmış olduğunu gördüğünde arayabileceği tek kişinin yolculuk sırasında tanıştığı sabun satıcısı Tyler Durden olması da adeta bunun bir kanıtıdır. İçilen birkaç biranın ardından park yerinde Tyler, kahramanımızı kendine vurması için kışırtacaktır. Aralarında başlayan bu kavga Jack’in hayatını değiştirecektir. Bir süre sonra Jack Tyler’ın yanına taşınır. Tyler’ın liderliğinde bir dövüş kulübünün kuruluşuyla bu kulübde sayıları elliyi aşmamak kaydıyla genç erkekler birbirleriyle dövüşmeye başlayacaklardır. Kısa sürede popüler hale gelen kulüp ve Tyler Durden hızlı bir şekilde bu ölü jenerasyonun mesihi haline gelir.
IMDb: 8.9

Vücut geliştirme dünyasının efsanevi isimlerinin yıl boyunca verdikleri emeklerin karşılığını almak için jüri önünde tüm kozlarını paylaşacağı Mr. Olympia yarışması, bugün başladı ve 3 gün boyunca sürecek.

Biz de Muscle&Fitness olarak başka hiçbir yerde bulamayacağınız ilginç Mr. Olympia gerçeklerini sizler için derledik.

Hazırsanız başlıyoruz!

1. Las Vegas’a hoş geldiniz!

Las Vegas 1999 yılından berri Mr. Olympia’ya ev sahipliği yapıyor. Peki, ilk Mr. Olympia’nın nerede düzenlendiğini biliyor musunuz?

İlk Mr. Olympia 1965 yılında, New York kentinde düzenlenmişti.

2. Efsanevi Larry

Larry Scott, 1965 yılındaki ilk Mr. Olympia’da şampiyon olan ilk isim. Joe Weider (Muscle&Fitness’ın kurucusu) sonrasında Larry Scott’u değerli taşlarla süslenmiş bir taçla ödüllendirmişti.

3. Olympia ismi nereden geliyor?

Mr. Olympia ismi Leopold Schmidt tarafından 1896 yılında Washington’da kurulan Olympia Brewing Company isimli bir şirketten esinlenilerek konulmuştur.

4. The Blade

Dexter Jackson Mr. Olympia’ya en çok katılan isim olmuştur. Vücut geliştirmenin efsanevi ismi Ronnie Coleman ise 15 kez ile ikinci sıradadır.

5. Acemi ve kıdemli

Mr. Olympia’da yarışan en genç yarışmacı 1965 yılında 21 yaşındaki Harold Poole’du. 1991 yılında yarışan en yaşlı yarışmacıysa 53 yaşındaki Albert Beckles’ti.

6. Tek kişilik yarışma

1968 ve 1974 yılındaki yarışmalar sadece birer yarışmacıyı ağırlamıştı; Sergio Oliva (1968) ve Arnold Schwarzenegger (1971).

7. Mr. Olympia’nın yapıldığı ülke değişiyor!

Fransa’nın başkenti Paris 1971 yılında Mr. Olympia’ya ev sahipliği yapmıştı.

8. Yaş bir bahane değil!

Schwarzenegger’ın 1970 yılında yakaladığı başarı, o senenin şampiyonu olmasını sağladı ve o sene yalnızca 23 yaşındaydı.

Chris Dickerson ise 1982 yılında 43 yaşındayken Mr. Olympia olmuştu.

9. Mr. Olympia’nın efsaneleri

Ronnie Coleman (1998-2005) ve Lee Haney (1984-1991) Mr. Olympia’yı en çok kazanan isimlerdi; her iki isim de toplamda 8 kez bu ödüle layık görülmüştü.

10. Sihirli sayı: 13

Mr. Olympia’nın 51 yılı aşkın tarihi boyunca 13 isim bu ödüle layık görülmüştü.

Boksun efsanevi ismi Floyd Mayweather Jr. (50-0) deneyimli bir isim, maç esnasında oldukça zeki olduğunu gösterdi ve McGregor’u cumartesi gecesi Las Vegas T-Mobile Arena’da 10. rauntta teknik nakavtla yenerek karşılaşmanın galibi oldu.

Binlerce kişinin önünde yapılan boks maçında ikili çoğu kişinin beklentilerinin aksine oldukça eğlenceli bir karşılaşma sundu. Boks maçının ilk rauntlarında McGregor, rakibi Mayweather’a karşı daha üstün bir konumdaydı. Hatta bir ara McGregor’ın boks ringinde birkaç MMA hareketi deneyebileceği konuşuluyordu. Karşılaşma sırasında sert yumruklar, sarılmalar, yaralanmalar ve darbeler her iki taraftan gelse de kavga hiçbir zaman kontrol dışına çıkmadı.

Mayweather’ın karşılaşmayı lehine çevirdiği an 4. rauntla başladı ve sağ elini kullanarak güçlü yumruklarını rakibi McGregor’ın üzerine yağdırdı. Kariyeri boyunca kontra vuruşlarıyla bilinirdi ama bu maçta Mayweather oyunda üstünlüğünü sürdürüyordu ve McGregor’a karşı baskısını hiç azaltmadı. Mayweather’ın bu taktiği sonraki rauntlarda sonuç verdi ve McGregor maçı bitiren yumruklara karşı koyamadı.

Mayweather, rakibi McGregor’un canını yaktığı an 9. raunttu (McGregor’ın ayakları çoktan titremeye ve yorulmaya başlamıştı.) McGregor 9. raunttan da sağlam çıkmayı başarmıştı ama ayakları üzerinde zor duruyordu. 10. raunt başladığında Mayweather, rakibi McGregor üzerine sağlam yumruklarla yeniden atıldı. 40 yaşındaki profesyonel boksçu yaralanan ve üzerine gelen yumruklara karşı bile koyamayan McGregor’a atağını sürdürüyordu. Bu esnada hakem Robert Byrd araya girdi ve 1:05’te maçı durdurdu.

Mayweather, Showtime’dan Jim Gray’e McGregor’un yetenekleriyle kendisini şaşırttığını söylemişti: “Düşündüğümden daha iyi çıktı. Farklı açılar kullandı. Zor bir rakipti ama gecenin adamı bendim.”

“Maç planımız zaman kazanmak, hücum etmek, tüm sert yumruklarını erkenden sallamasına fırsat vermek ve sonra rakibi yere sermek üzerine kuruluydu,” diyor Mayweather.

Mayweather karşılaşma öncesi sözünde durduğunu hatırlatarak “McGregor’ın MMA’de 25 dakikalığına sert bir şekilde dövüştüğünü biliyorum. 25 dakika bittiğinde yavaşlamaya başlıyor. Herkese bu maçı sonuna kadar götüreceğimi söyledim,” diyor.

Karşılaşma sonrasında 300 milyon dolar gibi bir rakamı garantilemiş gibi gözüken Mayweather’ın boks eldivenlerini yeniden giymek gibi bir düşüncesi yok. Bunu “Bu benim son dövüşümdü. Bu gece kesinlikle son dövüşümdü,” sözleriyle dile getiriyor.

Karşılaşmayı kaybeden McGregor ise gayet kibardı. “İlk rauntları oldukça ustaca kullandığımı düşündüm. Rakibim stilini değiştirmek zorunda kalmıştı ve Mayweather hilesiz oynadı. Soğukkanlılığını korudu, o kadar da hızlı değildi, çok güçlü de değildi ama soğukkanlılığını maç boyunca korudu. Yumruk atmama müsaade etti ama yumrukları konusunda sabırlıydı. Hakkını vermeliyim, adil bir maçtı, iyi bir kariyeri var.”

Gece, boks severler için harika bir deneyimdi. Mayweather kazandıklarıyla mutlu. McGregor’da öyle ve karşılaşmayı kaybetse de başını dik tutmayı biliyor.

Aylar süren dikleşmeler, birbirlerine karşı laf sokmalar ve yığınla instagram paylaşımımdan sonra beklenen gün yaklaşıyor; Conor McGregor ve Floyd Mayweather kozlarını 26 Ağustos’ta ringde paylaşacaklar.

Conor McGregor ve Floyd Mayweather arasındaki karşılaşma bir unvan maçı olmasa da her ikisi isim içinde büyük önem taşıyor; kariyerleri içinde. Mayweather 49-0 galibiyete sahip ve kariyerini 50-0 galibiyet sayısıyla sonlandırmak istiyor. McGregor ise UFC’deki maçlarına ara verip Mayweather’e karşı boks ringinde mücadele edecek.

Muhammet Ali’nin 1976 yılında Tokyo’da Japon profesyonel güreşçisi Antonio Inoki’yle karşılaşmasından bu yana böyle efsanevi bir karşılaşma daha görülmemişti. Kariyerinde daha önce profesyonel bir boks maçı deneyimi olmayan McGregor tarihin en başarılı boksörlerinden biriyle karşılaşacak. Sonuç ne olursa olsun bu maç ve hakkındaki her şey son on yılın en iyi spor karşılaşmalarından birisi olmaya aday.

Bizde bu yazımızda McGregor ve Mayweather’ın boks maçı öncesi bilmeniz gerekenleri derlemek istedik. İyi okumalar.

KARŞILAŞMA NEREDE, NE ZAMAN VE NASIL İZLENİR?

Ne Zaman: 12 rauntluk karşılaşma 26 Ağustos 2017 tarihinde.

Nerede: Las Vegas’daki T-Mobile Arena’da.

Nasıl İzlenir: Karşılaşma Showtime’da paralı olarak yayınlanacak.

Ücret: Mayweather’ın Manny Pacquiao ile olan maçı 100$ olmuştu. McGregor ile olan boks maçının da aynı oranda olması bekleniyor.

MAÇIN PARASAL DEĞERİ

Mayweather boksun ilgi çeken bir ismi ve karşılaşma için yapılan ilk toplantılarda bu iki isim arasında nasıl bir bölüşme olacağıyla alakalı bir tartışma yaşanmıştı. Şimdilik hiçbir sayı resmi değil ve karşılaşmada henüz gerçekleşmedi. Karşılaşmanın giriş ücreti, paralı olarak TV’den kaça izleneceği ve diğer ticari gelirler daha planlanmamışken şu gerçek hiç değişmeyecek, o da McGregor ve Mayweather’ın kasalarını dolduracakları gerçeği.

Mayweathwer, Manny Pacquiao ile karşılaşmasında 100 milyon doları garantilemişti ve bir seferinde de paralı yayın gelirlerinin de hesaba katılmasından sonra toplamda 300 milyon dolar kazandığını söylemişti. Bu sefer de aynı miktarda bir rakamı kazanması bekleniyor. FS1’de Dana White’ın sözlerini aktaralım: “Bu karşılaşma yapabileceğini düşündüğüm kadar bir gelir getirirse, Floyd 100 milyon dolar, Conor ise 75 milyon dolar kazanır.”

ESPN’den Darren Rovell’de sayıları inceleyip bu konuda yorum yapanlardan; canlı yayın satışları, biletler, bahis, sponsorluk satışları ve ticari satışların toplamından bu karşılaşmanın toplamda 606 milyon dolarlık bir hâsıla getirmesini ön görüyor. Mayweather-Pacquiao maçını 623 milyon dolarlık karşılaşmasıyla kıyaslandığında daha az bir rakam olsa da yine de herkes için kayda değer bir rakam.

MAYWEATHER BAHİSLERİN ŞAMPİYONU. MCGREGOR İSE GÜÇSÜZ TARAFTA

Karşılaşmanın tarihi belli olduktan sonra bahislerde başladı. Deneyimli bir boksör olarak Mayweather’ın favori olduğu aşikâr.

MAYWEATHER 50-0 İÇİN YARIŞACAK

Çok az sporcu Mayweather kadar markalaşmaya ve kendi reklamını yapmaya odaklanmış durumda ve Mayweather’ın takımı da “50-0” rakamlarını ticarileştirmeye kadar götürecek gibi görünüyor. Şurası bir gerçek ki Mayweather’ın yenilemez rekoru kendi markasının en büyük parçalarından biri ve yaşayacağı bir kayıp para kazanmasını durdurmayacak olsa bile 50-0 sayısı 49-1 sayısından elbette ki daha önemli. 50 sayısı her ne kadar büyükse, Mayweather bu başarısının farkında ve onu korumak için elinden geleni yapacağa benziyor. Bakalım McGregor bu konuda ne diyecek merak ediyoruz.

İKİLİ 70 KG AĞIRLIKTA KARŞI KARŞIYA GELECEK

Mayweather ve McGregor arasındaki karşılaşma 70 kg’da oynanacak ve ikili 280 gramlık eldivenler giyinecek. Mayweather bu kiloda birçok karşılaşma yapmıştı ve rahat olacağa benziyor ama bu McGregor için de olumlu bir şey. “Notorious” (kötülüğüyle nam salmış) lakaplı McGregor’da UFC’de 70 kg’da maç yapmıştı yani bu konuda deneyimli biri. Bir başka değişle bu karşılaşma için büyük miktarda kilo vermesi gerekmiyor. Şayet karşılaşma 66 kg’da olsaydı ikili 227 gramlık eldivenler giymek zorundaydı ki bu fazladan dolgu maddesi nakavt gücüne sahip olmak ya da olmamak konusundaki farkı oluşturabilirdi. Diyeceğimiz o ki çok eğlenceli bir maç olacağa benziyor.

Wonder Woman 2 Haziran 2017’de vizyona girdi. Filmin başrol oyuncusu Gal Gadot Wonder Woman’daki performansıyla olduğu kadar fiziğiyle de dikkatleri üzerine çekmeyi başardı.

Şunu bilmenizi isteriz ki herkes antrenman yapmaya başladığında zorlanır ve aynı durum Wonder Woman’ın güzel yıldızı Gal Gadot için de geçerliydi; antrenmana başladığında bir barfiks bile çekemeyecek haldeymiş. Ancak burada sizinle paylaştığımız tüm vücut antrenmanı Gal Gadot’un inanılmaz değişimini gözler önüne seriyor. Buradaki Wonder Woman Antrenman Programı dört aylık çalışmasının en zor kısmını oluşturuyor. Wonder Woman Antrenmanı’nın Hollywood ünlülerinin antrenörü Mark Twight tarafından hazırlandığını da hatırlatmak isteriz. Hazırsanız başlıyoruz!

WONDER WOMAN ANTRENMANI

EGZERSİZ 1

ROWING MACHINE

set yok / 5 dakika / 1-2 dakika dinlenme

Yavaş hız

EGZERSİZ 2

ROWING MACHINE

set yok / 5 dakika / 1-2 dakika dinlenme

10 saniye depar + 50 saniye yavaş hız

EGZERSİZ 3

BEAR CRAWL

set yok / 30-30 metre / 1 dakika dinlenme

Egzersizi 30 metre uygulayın, 30 metre başlangıca doğru geri yürüyün ve dinlenin. Diğer egzersize geçiş yapın.

EGZERSİZ 4

BURPEE WITH BROAD JUMP

set yok / 30-30 metre / 1 dakika dinlenme

Egzersizi 30 metre uygulayın, 30 metre başlangıca doğru geri yürüyün ve dinlenin. Diğer egzersize geçiş yapın.

EGZERSİZ 5

CRAB WALK

set yok / 30-30 metre / 1 dakika dinlenme

Egzersizi 30 metre uygulayın, 30 metre başlangıca doğru geri yürüyün ve dinlenin. Diğer egzersize geçiş yapın.

EGZERSİZ 6

BURPEE WITH BROAD JUMP

set yok / 30-30 metre / 1 dakika dinlenme

Egzersizi 30 metre uygulayın, 30 metre başlangıca doğru geri yürüyün ve dinlenin. Diğer egzersize geçiş yapın.

EGZERSİZ 7

BARFİKS

7 set / 3 tekrar / 1-2 dakika dinlenme

EGZERSİZ 8

RING PUSHUP

5 set / 3 tekrar / 1 dakika dinlenme

 

 

 

 

 

Dolph Lundgren Hollywood’un en fit aktörlerinden biri. Bu sarı devin ilerlemiş yaşına rağmen nasıl böyle fit kaldığına eminim herkes şaşırıyordur.  Biz de bu yazımızda Dolph Lundgren’in ekipmansız olarak uyguladığı antrenmanını sizinle paylaşmak istedik. Bir antrenman arkadaşınızla (bu kız arkadaşınızda olabilir) uygulayabileceğiniz bu antrenman hem eğleneceğiniz hem de kalori yakacağınız ilginç bir deneyim olacak. Hazırsanız başlıyoruz.

SQUAT SIDE KICK

ÇALIŞTIRDIĞI BÖLGELER: KALÇALAR, BACAKLAR

  • Arkadaşınızla yan yana durun ve ileriye bakın. Ayaklarınız kalça genişliğinden açık daha açık olmalı, dizler ise gergin tutulmamalı.
  • A kişisi aşağı çömelmeli ve dizlerini 90 derece bükmeli. Eller ise göğüs önünde tutulmalı.
  • B ise A’nın başı üzerine yan bir tekme atmalı; ayaklarını kalçalardan kaldırmalı ve uyluklarını zemine doğru tutmalıdır. Sonra A kişisi ayağa kalkar ve B aşağı doğru çömelirken B’nin başı üzerine aynı şekilde bir tekme atar.
  • Her taraf için 2 setten 20 tekrar yapar.

PLANK CROSS PUNCH

ÇALIŞTIRDIĞI BÖLGELER: OMUZLAR, MERKEZ BÖLGESİ

  • Yaklaşık 1 metre mesafe olacak şekilde arkadaşınızla yüz yüze plank pozisyonu alın. Avuç içleriniz omuz hizasında zeminde olmalı.
  • B kişisi sağ eliyle A’nın sağ eline yumruk atmalı ve kollarını omuzlardan uzatmalı. Diğer elle de hareket tekrarlanmalı.
  • Her bir el için 25 tekrar yapın ve sonra pozisyonları değiştirin.
  • Toplamda 2 tur (100 yumruk) yapın.

WHEELBARROW PUSHUP

ÇALIŞTIRDIĞI BÖLGELER: KOLLAR, OMUZLAR, GÖĞÜS, MERKEZ BÖLGESİ, BACAKLAR

  • A kişisi kolları yanlara açılmış şekilde ayakta durmalı ve yüzü zemine dönük olan B kişisini ayak bileklerinden kavramalıdır.
  • B kişisi kollarını şınav pozisyonuna getirmelidir ve ellerini yumruk yaparak omuz altında tutmalıdır.
  • B kişi zemine doğru alçalmalı ve başını omurga ve bükülen dirseklerle aynı hisada tutmalıdır. Sonra başlangıca dönmeli ve hareketi tekrarlamalıdır.
  • B kişisi 15 şınavı çektikten sonra sıra A kişisine geçer. Toplamda 2 set uygulanmalı.

SINGLE-ARM GETUP ROW

ÇALIŞTIRDIĞI BÖLGELER: SIRT, BACAKLAR

  • A kişisinin sol ayağı ilerde, sağ ayağı ise birkaç adım geride durmalı ve sağ eli ileriye uzatılmış olmalı. B kişisi A’nın elini sağ eliyle kavrayarak geniş bir squat pozisyonunda olmalı.
  • A kişisi sağ dirseğini çekerken B ayağa kalkmak için topuklarından güç olmalı.
  • A kişisi B’nin yavaşça zemine doğru alçalmasına yardımcı olmalı ve aralarındaki gerilimi sürekli korumalıdır.
  • Hareket 15 tekrar yapılmalıdır, sonrasında diğer tarafa geçilmelidir. Diğer sette ise hareket sol elle yapılmalıdır. Aynı şekilde hareketi A kişisi de uygulamalıdır.

LATERAL HOPE & SHAKE

ÇALIŞTIRDIĞI BÖLGELER: KALÇALAR, BACAKLAR

  • Antrenman arkadaşınızla yüz yüze gelin ve sağ ellerinizi, başparmak üstte kalacak şekilde tutun.
  • Sol tarafa lunge hareketini yapın ve sağ ayağınızı düz tutarken sol dizinizi 90 derece bükün.
  • Sağ tarafa geçin ve bu sefer sol ellerinizi tutun. Sağ tarafa doğru lunge hareketini yapın ve sol ayağınızı düz tutarken sağ dizinizi 90 derece bükün. Arkadaşınızın tutuşundan destek alarak harekete güç verin.
  • Bacak ve elleri değiştirerek hareketi diğer tarafla da uygulamaya devam edin.
  • 2 setten 20 tekrar yapın.

NOT: Hareketi geniş bir alanda uygulayın; formunuzu bozmadan olabildiğince hızlı bir şekilde uygulayın ve arkadaşınızla birlikte çalışarak hareketin yoğunluğunu arttırın.

PRESS-UP PUSHUP

ÇALIŞTIRDIĞI BÖLGELER: TRICEPS, OMUZLAR, GÖĞÜS, MERKEZ BÖLGESİ

  • A kişisinin yüzü tavanı gösterecek şekilde ve ayakları bitişik bir biçimde yere uzanmalı. Eller yukarı doğru uzatılmalı. B Kişisi bacaklarını iyice açarak A’nın ayakları üzerine gelmeli. Eller kenetlenmelidir.
  • A kişisi dirseklerini zemine doğru indirmeli, sonra yukarı uzatmalı.
  • B kişisi A’nın uzatılmış kolları üzerinde şınav çekmeli ve merkez bölgesini gergin, başını ise omurgasıyla aynı çizgide tutmalı.
  • Toplamda 15 şınav çekmeli, sonrasında ise pozisyonlar değiştirilerek hareket tekrarlanmalıdır.

OPPOSITE-ARM SQUAT AND TAP

ÇALIŞTIRDIĞI BÖLGELER: OMUZLAR, MERKEZ BÖLGESİ, BACAKLAR

  • Bir kol mesafesi kadar arkadaşınızdan uzakta durun, Ayaklarınız omuz genişliğinden daha açık olmalı. Arkadaşınızın karşıt bileğini kavrayın.
  • Aşağı çömelin ve serbest kolunuzu zemine doğru salın; arkadaşınızdan destek alarak olabildiğince çömelmelisiniz.
  • Ayağa kalkın ve kollarınızı düz tutmaya devam edin.
  • 2 setten 15 tekrar yapın; ikinci sette kolları değiştirin.

RESISTED WINDSHIELD

ÇALIŞTIRDIĞI BÖLGELER: OBLIQUE KASLARI

  • A kişisi kalça genişliğindeki ayaklarla ayakta durmalı. B ise A’nın ayakları arasında tavana bakmalı. Ayaklar uzatılmalı ve A’nın ayak bilekleri kavranmalı. B ayaklarını yukarı kaldırmalı ve A kişisi iki eliyle B’nin ayaklarını kavramalı.
  • A kişisi B’nin ayaklarını sağ tarafa itmeli; B kişisi ayaklarını bir arada tutmalı ve uzatmalıdır ve sağ tarafa doğru indirebildiği kadar indirmelidir. B başlangıca dönmeli ve hareketi tekrarlamalıdır ama bu sefer sola doğru yönelmelidir.
  • Her taraf için 20 tekrar yapın; sonra pozisyon değiştirin ve hareketi tekrarlayın. Toplamda 2 set yapılmalıdır.

Yükselen yıldız Calum von Moger, ilk bakışta geleceğin Arnold’ı gibi görünüyor ama o, hem vücut geliştirmede hem Hollywood’da kendi yerini oluşturuyor.

BİR LAKAP NE İFADE EDER?

25 yaşındaki vücut geliştirici Calum von Moger için, çok şey. Hali hazırda Arnold’a benzetiliyor, zaten hem görüntüsü hem de geçmişi Arnold’ı andırıyor. Boyu 1.88 ve 112 kilo olan von Moger’in boyutları ve üç kez Mr. Universe şampiyonu olmasıyla benzerlik listesi uzayıp gidiyor.

Hatta Calum von Moger’ın Avusturalya, Arnold’ın Avusturya doğumlu olmasıyla bile doğum yerleri iki üç harf dışında yine birbirini andırıyor. Koyu renkli saçları ve iyi görüntüsü de tüm söylenenleri destekliyor. Kendisi de açıkça Oak, Dave Draper ve Steve Reeves gibi eski efsanelerden ilham aldığını kabul ediyor. Ancak bahsettiğimiz tüm benzerliklere rağmen von Moger, Arnold olmaya çalışmıyor. Kendisiyle yaptığımız röportajda antrenmanlar, eski vücut geliştirme efsaneleri ve fitness aşkını dünya çapına yayma hayallerinden bahsetti.

ARNOLD 2.0

Calum von Moger’in alışılmamış boyu ve görüntüsü onu benzeri olmayan bir kategoriye koyuyor.

M&F: Arnold 2.0 olarak hitap edilmek, genç bir adam için muazzam bir lakap olsa gerek. Benzerlik o kadar çarpıcı ki, gerçekten tüm eşleşmelere uyuyor. Siz de filmler konusunda Arnold gibi bir yol mu çizmeye çalışıyorsunuz?

CALUM VON MOGER: Arnold’ın kendine yarattığı dev isimden sonra, bana söylenenler kesinlikle iltifat niteliğinde. Arnold ve başarılarına hayran olsam da ben kendi yolunu çizen bir adamım ve kendi planlarımı yapıyorum. Filmlere gelecek olursa, eğer karşıma iyi bir fırsat çıkarsa, kesinlikle şans veririm. Kaybedecek bir şey yok!

M&F: Size ilham verenler, Arnold Schwarzenegger, Steve Reeves ve Dave Draper gibi klasik vücut geliştiriciler. Neden eski efsaneler yeni modern örneklerden daha çok dikkatinizi çekti?

CVM: Diğerleriyle karşılaştırıldığında, eski efsanelerin daha gerçekçi olduğunu düşünüyorum. Onların görünüşleri doğal bir çekiciliğe sahip; hepsi mükemmel simetri ve kas yapısına sahip. İlk tanıştığım vücut geliştirici Steve Reeves’di. Küçük bir çocuk olarak ona çok imrenmiştim. Herkül gibiydi!

Benim süper kahramanım oydu. Tıpkı onun gibi olmak istedim. Sonra biraz daha büyüyünce Arnold bende bir etki yarattı. Benim için onların vücutları tipik “koca adam” tanımından çok farklıydı. Onlarda daha fazlası, başkalarında olmayan bir şeyler vardı.

M&F: Yüksek yoğunluklu, sonu gelmeyecek gibi görünen antrenmanlarınızın 1960-70’ler ruhunu yansıttığını düşünüyor musunuz? Ya da daha modern ve daha kısa süren antrenmanlar mı yapıyorsunuz? Yani bir başka deyişle klasik fizik görünümüyle birlikte eski antrenman tekniklerini kullanıyor musunuz?

CVM: Farklı antrenman dönemlerim oluyor. Uzun soluklu döngülere takılı kalmamaya çalışıyorum. Sürekli olarak aynı metotlarla çalışmıyorum. Bu da vücudumu şaşırtmama yarıyor. Ama yine de her antrenmanıma çok dikkat ederim. 2 saat ya da 45 dakikalık antrenmanda yoğunluğu hep sabit tutarım. Her şey, o an ne için antrenman yaptığıma göre şekillenir.

M&F: Bize haftalık antrenmanlarınızı anlatabilir misiniz?

CVM: Tabi, genelde pazartesi günü sırt ve kalf çalışırım, salı günü bacak, çarşamba günü göğüs, perşembe günü omuz ve hamstring, cuma günü kol çalışırım. Cumartesi dinlenirim ve sonra tekrar 1. güne dönüp pazar günü sırt ve kalf çalışırım.

M&F: Kaç yıldır antrenman yapıyorsunuz?

CVM: Bebek beziyle gezdiğim zamanlardan beri antrenman yapıyormuş gibi hissediyorum ama sanırım yaklaşık 10 sene oldu.

M&F: Fizik açısından bakacak olursak 5 sene sonra kendinizi nerede görüyorsunuz? Kariyer hedefleriniz nelerdir?

CVM: 5 sene içinde mevcut kilomu aşağı yukarı koruyup vücudumu daha iyi şekillendirmiş olmayı umuyorum. Kariyer açısından, kendi vücut geliştirme yarışmamı yapmayı çok isterim. Elbette daha genel isteklerim de var; dünyayı gezmek ve sağlık&fitness konularında seminerler vermek. İş olarak, kendi spor kıyafetleri markam ve mağazam olmasını isterdim.

CALUM VON MOGER BESLENME PROGRAMI

Von Moger’in günlük beslenme düzeni

ÖĞÜN ADEDİ       BESLENME

1.Öğün                 Yulaf, 1 ölçek protein tozu, orman meyveleri ve yoğurt

2.Öğün                 6 yumurta beyazı, 1 tüm yumurta ve 170 gram sığır eti

3.Öğün                 250 gram tavuk, 200gram pirinç, salata ve 200-250 gram sebze

4.Öğün                 250 gram kırmızı et, 200 gram patates

5.Öğün                 250 gram tavuk, 200 gram pirinç, salata ve 200-250 gram sebze

6.Öğün                 12 yumurta beyazı ve 100gram pirinç lapası

Bazen günde 3 defa protein shake tüketiyor.

CALUM VON MOGER’IN GIDA TAKVİYELERİ

Hangi gıda takviyelerini kullandığını sorduğumuz zaman,Calum von Moger bize uzun bir liste sıraladı:

GIDA TAKVİYELERİ

Antrenman öncesi: Cellucor C4

Cellucor Alpha Amino

Cellucor COR-Performance Whey

Cellucor COR-Performance Creatine

Cellucor COR-Performance ZMA

Vitamin C, B, E, D

Multivitamin

Taurine

Sindirime yardımcı enzimler

CALUM VON MOGER ANTRENMAN PROGRAMI

Von Moger’in tipik bir göğüs antrenmanı:

EGZERSİZ / SET / TEKRAR

Incline Bench Press  / 6  / 5-20

Cable Flye  / 3 /8-15

Decline Machine Press  / 3  / 8-15

Dumbbel Flye / 3 / 10-15

Dip / 3 / 20

 

Kişisel görünümleriyle alakalı tam bir öz güven içinde olacağını düşündüğünüz insanlar arasında Holywood mega starı Arnold Schwarzenegger, liste başı olacak isimlerin başında gelir. Ancak gerçek hiç de öyle değil. İsterseniz Arnold’un son röportajında fiziği hakkındaki düşüncelerini okuyalım.

“Aynaya bakınca midem bulanıyor,” diyor Arnold bir dergiye verdiği röportajda. “Mükemmel bir fiziğe sahip olduğumda bile kendi görüntüm hakkında çok iyi yargılara sahip değildim. Birbiri ardına Mr. Olympia yarışmalarını kazanırdım ve sonrasında ayna karşına geçip ‘Bu vücutla mı yarışmayı kazandım?’ diye düşünürdüm” şeklinde açıklamalarda bulundu. “Hiçbir zaman kendimi mükemmel olarak değerlendirmedim, her zaman eksik bir yanım vardı. Kendimle ilgili milyonlarca kusur bulabilirdim ve kendime karşı yaptığım tüm bildirimler bana tekrardan spor salonunun yolunu aldırıyordu çünkü her zaman kendimi derinlemesine sorguluyordum.”

Arnold’u spor salonunda sıkı çalışmaya iten şey aslında kendi hakkındaki bu öz değerlendirmelerdi. Ve bu hırslı çalışmalar Arnold’un vücut geliştirme dünyasında en saygın ödülleri kazanmasını sağladı.

“Vücut geliştirme yarışmalarında yarışırken çok tekrarlı antrenmanlar uygulardım ve poz konusunda uzun alıştırmalar yapardım. Böylelikle sahneye çıktığımda rahat davranırdım ve öz güvenim yerinde olurdu,” diyor Arnold.

Günümüzde de hem Mr. Universe ve Mr. Olympia, mükemmel bir fiziğe sahip olmak konusunda egzersiz yapmak için her zamanki gibi çok motive edici yarışmalar olmayı sürdürüyor. “Fiziksel olarak aktif olmadığım bir gün yok,” diyor Arnold. “Uyumadan önce kardiyo ve ağırlık antrenmanlarımı yaparım. Kendimi uzun yıllar boyunca fit tutmalıyım.”

ARNOLD’DAN ANTRENMAN SIRLARI

  1.  Göreceli yüksek tekrar sayılarına karşın Arnold, göğüs kaslarının hacmini genişletmek için olabildiğince yüksek ağırlıklar kullanırdı. Genellikle piramit prensibini kullanarak belli bir egzersizdeki her sette ağırlıkları arttırır ve tekrar sayıların düşürürdü.

 

  1. Göğüs kaslarını çalıştırırken süper setlere ek olarak Arnold aynı zamanda zorlanmış tekrar, Iso-Tension (setler arasında ve sonrasında esneme) ve tepe noktası kasılmaları (her bir tekrarın üst noktasında kasları sıkmak) yöntemlerini de antrenmanlarına dahil ediyordu. Kısaca belirtmek gerekirse Arnold antrenman yoğunluğunu arttırmak için elinden geleni yapıyordu.

 

  1. Arnold sırt bölgesinde çalıştırmadık yer bırakmazdı. Sonrasında ise sırt antrenmanını deadlift ve clean hareketiyle bitirirdi ki bunlar tüm sırt kaslarını çalıştırmaktadır.

 

  1. Arnold her sırt egzersizi sonrasında tamamen uzatılmış tek kolunu ya da her iki kolunu kullanarak sabit bir objeyi kendine doğru çekerek kanat kaslarını esnetiyordu. Böyle yapmanın, kanat kaslarını geliştirdiğini ve üst vücut bölgesi esnekliğini korumasına yardımcı olduğuna inanıyordu.

 

  1. Alt kanat kasları için ise Arnold dar tutuşla chinup, pulldown ve her türden çekiş hareketini yapardı. Alt kanat kaslarındaki gelişimi, Arnold’un üst vücut bölgesindeki muazzam genişliğini tamamlamasına yardımcı olmuştu.

 

  1. Arnold kol kası hacminin artması için kilo almanız gerektiğine inanıyordu. Tahminlerine göre vücut ağırlığında 5 kiloluk bir artış kol hacminizde 2,5 cm kalınlığa denk geliyordu. Bunun için günlük kalori ihtiyacını normal beslenme düzenine kıyasla 1500-2000 kalori olarak arttırırdı.

 

  1. Arnold triceps kasların çalıştırırken ağırlığı yavaşça indirir ve hızlıca yukarı çıkartırdı.

 

  1. Arnold kariyeri boyunca kollarını hafta da 3 gün yüksek yoğunlukla (yüksek set sayısıyla) çalıştırmıştı. Hatta triceps kaslarına 1-2 saat ayırdığı da oluyordu.

 

  1. Arnold kol kasların çalıştırırken, ağırlığı kaldırdığı sırada hareketin tam hakkını vermese bile, yüksek ağırlıklar kullanmaktan çekinmiyordu.

 

  1. Biceps kaslarında tam gelişim için Arnold, dumbbell curl gibi en az bir egzersizi antrenman programına ekliyordu ve ağırlığı kaldırırken avuç içlerini yukarı doğru döndürüyordu.

 

  1. Biceps kasları göreceli olarak küçük kas grupları olmasına rağmen Arnold onları büyük kas gruplarında uyguladığı yoğunluk kadar çalıştırıyordu ve kaldırabileceği en yüksek ağırlıkları kullanıyordu.

Oturum Aç

Kayıt Ol

Şifremi sıfırla