Beslenmede Bayat Öneriler – I

Bazı besinler işlemedikleri suçların cezasını çekiyorlar…

YAZI: Matthew G. Kadey FOTOĞRAFLAR: John Kelly

Bazen beslenmeye gayet yanlış açılardan baktıkları için bazı beslenme uzmanlarına kızıyoruz. Mesela yıllarca kreatinin bir steroid olduğunu ve proteinin böbrekler için zararlı olduğunu söylediklerinde olduğu gibi… Adil olmak gerekirse, televizyonda konuşan insanların, bir işin özüne yönelik öğütlerde genellikle doğruyu söylediklerine katılıyorum. Yani kim akşam yemeğinde tabağımızı daha çok sebze ve daha az patates kızartması ile doldurmamız önerisine karşı çıkabilir ki? Fakat bazen hakikaten ölçüyü kaçırıyorlar. Aslında üzücü olan nokta, “daha az yumurta ve daha fazla az yağlı yiyeceklerle beslenin” tarzındaki yanılgıların, medyada bu kadar yoğun ilgiyle karşılanması. Bu uyarılar o kadar sık tekrarlanıyor ki, yumurta yemekten korkar hale geliyorsunuz, kırmızı etten korkup yalnızca beyaz et yemeğe başlıyorsunuz. Bu yaşam tarzının kaçınılmaz sonucu olarak felce uğramış kas gelişimi ve lezzet çeşitliliği için yalvaran bir damak ortaya çıkıyor. Dolayısıyla biz de daha iyi bir vücut arayışınıza engel olan besinsel ilkeleri ayıklamak için en bayat dokuz besin kuralını belirledik ve bunların yerlerine tazelerini koyduk.

KÖTÜ TAVSİYE No. 1:

-Kümes hayvanlarının siyah etlerinden sakının

Özellikle tavuk göğsü satan şirketlerin çok çalışkan bir Halkla İlişkiler departmanı olsa gerek. Tavuğun en sağlıklı yerinin ne olduğunu size sorsalar, cevabınız ne olur? Bu cevabı tahmin etmiştik zaten! Fakat genel kanının aksine; butlarda, bacaklarda ve baldırlarda bulunan daha sulu, daha koyu renk etlerdeki yağ, korkutacak derecede çok değildir.

Aslında bu protein dolu bölümler gerçekte göğüs etindeki kadar kalori, doymuş yağ ve de daha fazla testosteron arttıran çinko içerir. Üstelik cüzdanınıza daha az zarar verir ve piştiğinde kuruma ihtimali daha azdır. Yalnızca yağ yüklü deriyi çıkarmayı unutmayın, yeter.

bo1

KÖTÜ TAVSİYE No. 2:

Yumurtanın beyazını yiyin, sarısını atın

Bir bütün yumurtanın kötü şöhretini düzeltmesi, herhalde bir üçüncü lig takımının birinci ligde şampiyon olması kadar zor. Çünkü bize yumurta sarısını tüketmenin kandaki kolesterol düzeyini ve dolayısıyla kalp hastalıkları riskini arttırdığı söylendi. Fakat gittikçe genişleyen bir sağlık uzmanı korosu, yumurta sarısı ile kendimize bir ziyafet çekmenin doğru bir yol olduğu konusunda anlaşıyorlar.

Vücudumuzdaki kolesterolün üçte ikisini karaciğer yaptığına göre, yakınlarda yapılan birkaç çalışmanın, bütün yumurta yemekle sağlıklı kişilerin kalp krizi veya felç geçirmeleri arasında hiçbir bağlantı bulamadığını öğrenmek bizim için sürpriz olmayacak. Connecticut Storrs Üniversitesi’nin yaptığı bir çalışma, 30 gün boyunca yumurta sarılarından günde 640 mg kolesterol alan deneklerin kardiyovasküler hastalıkla ilişkilendirilen LDL (kötü) kolesterollerinde bir artış görülmediğini saptadı.

Tayland’da yapılan bir çalışma da, sağlıklı deneklerin 12 hafta boyunca günde bir yumurta tükettikleri zaman, kalbi koruyan HDL (iyi) kolesterolün yükseldiğini keşfetti ki bu büyük ihtimalle yumurta sarısındaki lesitin yüzündendir. Yumurta sarısı, aynı zamanda beyni destekleyen kolin, omega yağları ve D vitamini gibi besinlerle birlikte göz sağlığını koruyan iki antioksidan olan lutein ve zeaxanthin’e de ev sahipliği yapar. Yumurta sarısı yiyen denekler aynı zamanda, ağırlık çalışması yaparak yumurtasız diyet uygulayan programdaki deneklere göre daha fazla kas boyutu ve gücü kazandılar. Yani, mideye gönderdiğiniz her iki yumurtanın en az birinin sarısının da olmasına dikkat edin.

bo2

KÖTÜ TAVSİYE No. 3:
Sebzeleri pişirmeyin

Teori: Pişmiş sebzeler, yarı pişmişlere göre daha az besleyicidir. Bilim insanları, sıcak uygulamasının bazı antioksidanların yapısını değiştirerek emilimini kolaylaştırdığını söylüyorlar. Örneğin güçlü kanser antioksidanı likopen, makarna sosunda çiğ domateste olduğundan daha fazla bulunur.

Aynı şekilde havuç ve ıspanak pişirildiğinde daha fazla beta karoten salgılıyorlar. İtalya’da yapılan bir çalışma, buharda pişmiş brokolinin daha fazla glukosinolat (kanserle savaşma yetisi yüzünden övülen bir bitki bileşeni) içerdiğini belgeledi.

Fakat pişirme metodu önemlidir. Kaynatma ve basınç altında pişirmek, suda çözünen besinleri ve kas onaran C vitamini gibi antioksidanları dışarı çıkartır. Düz metal bir yüzeyde yağsız ızgara, mikrodalga ve buharlama ise besinlerin korunması açısından daha iyidir. Bol bol hafifçe pişirilmiş sebze yemeniz akıllıca olur.

İlginizi çekebilecek diğer yazılar

Oturum Aç

Kayıt Ol

Şifremi sıfırla