celebrity

Yükselen yıldız Calum von Moger, ilk bakışta geleceğin Arnold’ı gibi görünüyor ama o, hem vücut geliştirmede hem Hollywood’da kendi yerini oluşturuyor.

BİR LAKAP NE İFADE EDER?

25 yaşındaki vücut geliştirici Calum von Moger için, çok şey. Hali hazırda Arnold’a benzetiliyor, zaten hem görüntüsü hem de geçmişi Arnold’ı andırıyor. Boyu 1.88 ve 112 kilo olan von Moger’in boyutları ve üç kez Mr. Universe şampiyonu olmasıyla benzerlik listesi uzayıp gidiyor.

Hatta Calum von Moger’ın Avusturalya, Arnold’ın Avusturya doğumlu olmasıyla bile doğum yerleri iki üç harf dışında yine birbirini andırıyor. Koyu renkli saçları ve iyi görüntüsü de tüm söylenenleri destekliyor. Kendisi de açıkça Oak, Dave Draper ve Steve Reeves gibi eski efsanelerden ilham aldığını kabul ediyor. Ancak bahsettiğimiz tüm benzerliklere rağmen von Moger, Arnold olmaya çalışmıyor. Kendisiyle yaptığımız röportajda antrenmanlar, eski vücut geliştirme efsaneleri ve fitness aşkını dünya çapına yayma hayallerinden bahsetti.

ARNOLD 2.0

Calum von Moger’in alışılmamış boyu ve görüntüsü onu benzeri olmayan bir kategoriye koyuyor.

M&F: Arnold 2.0 olarak hitap edilmek, genç bir adam için muazzam bir lakap olsa gerek. Benzerlik o kadar çarpıcı ki, gerçekten tüm eşleşmelere uyuyor. Siz de filmler konusunda Arnold gibi bir yol mu çizmeye çalışıyorsunuz?

CALUM VON MOGER: Arnold’ın kendine yarattığı dev isimden sonra, bana söylenenler kesinlikle iltifat niteliğinde. Arnold ve başarılarına hayran olsam da ben kendi yolunu çizen bir adamım ve kendi planlarımı yapıyorum. Filmlere gelecek olursa, eğer karşıma iyi bir fırsat çıkarsa, kesinlikle şans veririm. Kaybedecek bir şey yok!

M&F: Size ilham verenler, Arnold Schwarzenegger, Steve Reeves ve Dave Draper gibi klasik vücut geliştiriciler. Neden eski efsaneler yeni modern örneklerden daha çok dikkatinizi çekti?

CVM: Diğerleriyle karşılaştırıldığında, eski efsanelerin daha gerçekçi olduğunu düşünüyorum. Onların görünüşleri doğal bir çekiciliğe sahip; hepsi mükemmel simetri ve kas yapısına sahip. İlk tanıştığım vücut geliştirici Steve Reeves’di. Küçük bir çocuk olarak ona çok imrenmiştim. Herkül gibiydi!

Benim süper kahramanım oydu. Tıpkı onun gibi olmak istedim. Sonra biraz daha büyüyünce Arnold bende bir etki yarattı. Benim için onların vücutları tipik “koca adam” tanımından çok farklıydı. Onlarda daha fazlası, başkalarında olmayan bir şeyler vardı.

M&F: Yüksek yoğunluklu, sonu gelmeyecek gibi görünen antrenmanlarınızın 1960-70’ler ruhunu yansıttığını düşünüyor musunuz? Ya da daha modern ve daha kısa süren antrenmanlar mı yapıyorsunuz? Yani bir başka deyişle klasik fizik görünümüyle birlikte eski antrenman tekniklerini kullanıyor musunuz?

CVM: Farklı antrenman dönemlerim oluyor. Uzun soluklu döngülere takılı kalmamaya çalışıyorum. Sürekli olarak aynı metotlarla çalışmıyorum. Bu da vücudumu şaşırtmama yarıyor. Ama yine de her antrenmanıma çok dikkat ederim. 2 saat ya da 45 dakikalık antrenmanda yoğunluğu hep sabit tutarım. Her şey, o an ne için antrenman yaptığıma göre şekillenir.

M&F: Bize haftalık antrenmanlarınızı anlatabilir misiniz?

CVM: Tabi, genelde pazartesi günü sırt ve kalf çalışırım, salı günü bacak, çarşamba günü göğüs, perşembe günü omuz ve hamstring, cuma günü kol çalışırım. Cumartesi dinlenirim ve sonra tekrar 1. güne dönüp pazar günü sırt ve kalf çalışırım.

M&F: Kaç yıldır antrenman yapıyorsunuz?

CVM: Bebek beziyle gezdiğim zamanlardan beri antrenman yapıyormuş gibi hissediyorum ama sanırım yaklaşık 10 sene oldu.

M&F: Fizik açısından bakacak olursak 5 sene sonra kendinizi nerede görüyorsunuz? Kariyer hedefleriniz nelerdir?

CVM: 5 sene içinde mevcut kilomu aşağı yukarı koruyup vücudumu daha iyi şekillendirmiş olmayı umuyorum. Kariyer açısından, kendi vücut geliştirme yarışmamı yapmayı çok isterim. Elbette daha genel isteklerim de var; dünyayı gezmek ve sağlık&fitness konularında seminerler vermek. İş olarak, kendi spor kıyafetleri markam ve mağazam olmasını isterdim.

CALUM VON MOGER BESLENME PROGRAMI

Von Moger’in günlük beslenme düzeni

ÖĞÜN ADEDİ       BESLENME

1.Öğün                 Yulaf, 1 ölçek protein tozu, orman meyveleri ve yoğurt

2.Öğün                 6 yumurta beyazı, 1 tüm yumurta ve 170 gram sığır eti

3.Öğün                 250 gram tavuk, 200gram pirinç, salata ve 200-250 gram sebze

4.Öğün                 250 gram kırmızı et, 200 gram patates

5.Öğün                 250 gram tavuk, 200 gram pirinç, salata ve 200-250 gram sebze

6.Öğün                 12 yumurta beyazı ve 100gram pirinç lapası

Bazen günde 3 defa protein shake tüketiyor.

CALUM VON MOGER’IN GIDA TAKVİYELERİ

Hangi gıda takviyelerini kullandığını sorduğumuz zaman,Calum von Moger bize uzun bir liste sıraladı:

GIDA TAKVİYELERİ

Antrenman öncesi: Cellucor C4

Cellucor Alpha Amino

Cellucor COR-Performance Whey

Cellucor COR-Performance Creatine

Cellucor COR-Performance ZMA

Vitamin C, B, E, D

Multivitamin

Taurine

Sindirime yardımcı enzimler

CALUM VON MOGER ANTRENMAN PROGRAMI

Von Moger’in tipik bir göğüs antrenmanı:

EGZERSİZ / SET / TEKRAR

Incline Bench Press  / 6  / 5-20

Cable Flye  / 3 /8-15

Decline Machine Press  / 3  / 8-15

Dumbbel Flye / 3 / 10-15

Dip / 3 / 20

 

Kişisel görünümleriyle alakalı tam bir öz güven içinde olacağını düşündüğünüz insanlar arasında Holywood mega starı Arnold Schwarzenegger, liste başı olacak isimlerin başında gelir. Ancak gerçek hiç de öyle değil. İsterseniz Arnold’un son röportajında fiziği hakkındaki düşüncelerini okuyalım.

“Aynaya bakınca midem bulanıyor,” diyor Arnold bir dergiye verdiği röportajda. “Mükemmel bir fiziğe sahip olduğumda bile kendi görüntüm hakkında çok iyi yargılara sahip değildim. Birbiri ardına Mr. Olympia yarışmalarını kazanırdım ve sonrasında ayna karşına geçip ‘Bu vücutla mı yarışmayı kazandım?’ diye düşünürdüm” şeklinde açıklamalarda bulundu. “Hiçbir zaman kendimi mükemmel olarak değerlendirmedim, her zaman eksik bir yanım vardı. Kendimle ilgili milyonlarca kusur bulabilirdim ve kendime karşı yaptığım tüm bildirimler bana tekrardan spor salonunun yolunu aldırıyordu çünkü her zaman kendimi derinlemesine sorguluyordum.”

Arnold’u spor salonunda sıkı çalışmaya iten şey aslında kendi hakkındaki bu öz değerlendirmelerdi. Ve bu hırslı çalışmalar Arnold’un vücut geliştirme dünyasında en saygın ödülleri kazanmasını sağladı.

“Vücut geliştirme yarışmalarında yarışırken çok tekrarlı antrenmanlar uygulardım ve poz konusunda uzun alıştırmalar yapardım. Böylelikle sahneye çıktığımda rahat davranırdım ve öz güvenim yerinde olurdu,” diyor Arnold.

Günümüzde de hem Mr. Universe ve Mr. Olympia, mükemmel bir fiziğe sahip olmak konusunda egzersiz yapmak için her zamanki gibi çok motive edici yarışmalar olmayı sürdürüyor. “Fiziksel olarak aktif olmadığım bir gün yok,” diyor Arnold. “Uyumadan önce kardiyo ve ağırlık antrenmanlarımı yaparım. Kendimi uzun yıllar boyunca fit tutmalıyım.”

ARNOLD’DAN ANTRENMAN SIRLARI

  1.  Göreceli yüksek tekrar sayılarına karşın Arnold, göğüs kaslarının hacmini genişletmek için olabildiğince yüksek ağırlıklar kullanırdı. Genellikle piramit prensibini kullanarak belli bir egzersizdeki her sette ağırlıkları arttırır ve tekrar sayıların düşürürdü.

 

  1. Göğüs kaslarını çalıştırırken süper setlere ek olarak Arnold aynı zamanda zorlanmış tekrar, Iso-Tension (setler arasında ve sonrasında esneme) ve tepe noktası kasılmaları (her bir tekrarın üst noktasında kasları sıkmak) yöntemlerini de antrenmanlarına dahil ediyordu. Kısaca belirtmek gerekirse Arnold antrenman yoğunluğunu arttırmak için elinden geleni yapıyordu.

 

  1. Arnold sırt bölgesinde çalıştırmadık yer bırakmazdı. Sonrasında ise sırt antrenmanını deadlift ve clean hareketiyle bitirirdi ki bunlar tüm sırt kaslarını çalıştırmaktadır.

 

  1. Arnold her sırt egzersizi sonrasında tamamen uzatılmış tek kolunu ya da her iki kolunu kullanarak sabit bir objeyi kendine doğru çekerek kanat kaslarını esnetiyordu. Böyle yapmanın, kanat kaslarını geliştirdiğini ve üst vücut bölgesi esnekliğini korumasına yardımcı olduğuna inanıyordu.

 

  1. Alt kanat kasları için ise Arnold dar tutuşla chinup, pulldown ve her türden çekiş hareketini yapardı. Alt kanat kaslarındaki gelişimi, Arnold’un üst vücut bölgesindeki muazzam genişliğini tamamlamasına yardımcı olmuştu.

 

  1. Arnold kol kası hacminin artması için kilo almanız gerektiğine inanıyordu. Tahminlerine göre vücut ağırlığında 5 kiloluk bir artış kol hacminizde 2,5 cm kalınlığa denk geliyordu. Bunun için günlük kalori ihtiyacını normal beslenme düzenine kıyasla 1500-2000 kalori olarak arttırırdı.

 

  1. Arnold triceps kasların çalıştırırken ağırlığı yavaşça indirir ve hızlıca yukarı çıkartırdı.

 

  1. Arnold kariyeri boyunca kollarını hafta da 3 gün yüksek yoğunlukla (yüksek set sayısıyla) çalıştırmıştı. Hatta triceps kaslarına 1-2 saat ayırdığı da oluyordu.

 

  1. Arnold kol kasların çalıştırırken, ağırlığı kaldırdığı sırada hareketin tam hakkını vermese bile, yüksek ağırlıklar kullanmaktan çekinmiyordu.

 

  1. Biceps kaslarında tam gelişim için Arnold, dumbbell curl gibi en az bir egzersizi antrenman programına ekliyordu ve ağırlığı kaldırırken avuç içlerini yukarı doğru döndürüyordu.

 

  1. Biceps kasları göreceli olarak küçük kas grupları olmasına rağmen Arnold onları büyük kas gruplarında uyguladığı yoğunluk kadar çalıştırıyordu ve kaldırabileceği en yüksek ağırlıkları kullanıyordu.

Problemli gençlik yıllarını aşarak herkesin sevdiği bir süper yıldız haline gelen Dwayne Johnson, spor salonunda aldığı derslerle kendi başarı hikayesini yazdı.

DWAYNE JOHNSON İÇİN HER ŞEYDEN ÖNCE SPOR SALONU VARDI

Onun hayatında her şeyden önce spor salonu vardı. Ve her zaman da olacak. Çünkü spor salonu onun için demir attığı, kendini ait hissedebildiği bir yer. Ayrıca unutmasına yardımcı oluyor. Spor salonu evsiz kaldığı zamanlarda da bugün de evim dediği yer oldu. Başarılarında destek bulduğu ya da başarısız olduğu zaman hüsranını yenmek için gittiği adres burasıydı. Herşeyin ötesinde spor salonu, ona gençlik yıllarında öğrenip şimdi yetişkin hayatında da faydasını gördüğü paha biçilemez hayat dersleri verdi.

Bu yazı Dwayne Johnson’ın hikayesini anlatıyor ama tüm hikaye küresel başarılara imza atarak WWE efsanesi haline geldiğini ya da Hollywood’un karlı yıldızlarından biri olduğunu anlatmayacak. Şık bir restaurantta, garsonla olan iletişiminin abartılarak anlatıldığı ilk ağızdan hayat serüveni röportajı tadında da bir yazı değil bu. Bu hikayeleri başka dergiler anlatsın.

Okuyacaklarınız, Johnson’ın ilk yılları ve bu yıllar içerisinde çoğunlukla ülke çapındaki tozlu spor salonlarında demir aletler, ter ve sıkı çalışmanın karşılığını alarak kendine dersler çıkardığı hikayeler. Dwayne’in de hep söyleyeceği gibi, bugün olduğu yere ulaşmasını sağlayan faktörler, hep o detaylarda gizli olanlar.

DWAYNE JOHNSON’DAN ALTIN DEĞERİNDE 7 ÖĞÜT

Sizinle Dwayne Johnson’ın 7 öğüdünü paylaşıyoruz. Yedi öğüt çünkü Dwayne Kanada Futbol Ligi’nden çıkarıldığı zaman cebinde 7 dolar vardı ve kendine sıfırdan bir hayat kurmak zorundaydı, bu sefer yolunda bir güreşçi olmak vardı. Yedi onun için o kadar önemli bir rakam ki şirketinin adı Seven Bucks (Yedi Dolar) Productions. Yedi aynı zamanda Yüzyılın Adamı seçtiğimiz Dwayne Johnson’ın yedinci kez Muscle & Fitness kapağında yer almasıyla da büyük bir öneme sahip.

1. SIKI ÇALIŞIN. HER ZAMAN.

Dwayne Johnson ilk ağırlık antrenmanını yaptığı zaman 13 yaşındaydı ama güreş efsanesi olan babası Rocky Johnson ile birlikte zaten belki de beş altı yaşlarından beri spor salonuna gidiyordu. Çocukluğuna dair en eski anıları paslı demir ve tebeşir kokusuyla, hatta ağırlık plakalarının aletler kullanılırken çıkarttığı kulak çınlatan sesiyle tekrar aklına geliyor. O zamanlar ağırlıklara dokunması yasak olsa bile, bench üzerinde oturup babasını ağırlıklarla çalışırken izlemek ona yetiyordu.

“O gününü evde ya da yolda geçireceğine bakmaksızın babam her sabah saat 5’de uyanırdı, kahvesini için spor salonunun yolunu tutardı”.

Rocky sıklıkla yollardaydı ve Dwayne çoğunlukla evde annesi Ata ile birlikte kalırdı. Rocky evde olduğu zaman Dwayne babasıyla spor salonunun yolunu tutarak ona eşlik ederdi. Rocky için bu bir bakıma bebek bakıcılığıydı. Dwayne için ise harikalar diyarına yolculuk gibiydi; normalde imkansız görünen ağırlıklarla erkeklerin Herkül gibi egzersiz yaptığını izlemek ona büyüleyici geliyordu.

O zamanlarda spor salonuna gitmek şimdiki gibi bir “olay” değildi. Temiz havlu hizmeti ya da her dolapta aromalı vücut losyonları yoktu, her kardiyo aletinin önüne televizyon olmazdı. Hatta kardiyo aletleri zaten yoktu. Kişisel antrenör istediğinizde, salona gelen en iri adama para ödeyip kendinde işe yarayan yöntemleri size anlatmasını isterdiniz. O zamanlar spor salonunlarında bu hizmetler yerine azim ve hırsın canlı örnekleriyle birlikte Dwayne Johnson’ı da bu günlerine getirmiş olan sıkı çalışma bilinci vardı.

“Diğer babalar çocuklarını oyun parklarına götürürdü. Benim babam beni spor salonuna götürdü ve götürdüğü spor salonlarında sıkının da sıkısı çalışılırdı. Ağırlıkları görmeliydiniz. Spor salonuna birlikte gitmek bizi yakınlaştıran bir deneyimdi ve bu sayede çok erken yaşta sıkı çalışmanın yerini hiç bir şeyin dolduramayacağını anladım.

Tıpkı bugün efsaneleşmiş Arnold Schwarzenegger, Franco Columbu, Frank Zane, Albert Beckles gibi isimlerin yaptığı gibi, babam ve diğer güreşçiler her sabah saatlerce antrenman yapardı. Sıkı çalışmayı iyi biliyorlardı ve benim de öğrendiğim buydu. İşe yaradı.

 2. YILMAMAK KARŞILIĞINI VERİR.

8 yaşındayken Dwayne’in ailesini beyzbol, futbol, uzak doğu sporları ve jimnastik gibi spor dallarıyla uğraşmasına izin verdi. Babası bazen onunla güreşirdi, gelecekte karşılaşabileceği zorluklara karşı adeta onu yoğurup hazır ederdi.

Dwayne babası gibi ağırlık kaldırmaya can atarken bir kaç sene daha beklemesi gerekiyordu.

“Eskiden erken yaşta ağırlık kaldırmaya başlamanın boy uzamasını durduracağını söylerlerdi bu yüzden babam ergenliğime kadar bekledi”.

Uzunca bir bekleyişin ardından nihayet spor salonunda yetişkinler eğlenirken bir kenarda oturmak dışında başka bir uğraşla meşgul olacağı zamanlar gelmişti. 13 yaşındaydı, bir cumartesi günüydü ve artık hayranlıkla gözlemlediklerini harekete dökmeye hazırdı. Bench press denemek istediği ilk egzersiz olmuştu elbette.

Rocky, oğlunun egzersizlerini ağırlıksız boş bir barla başlattı. Çocuk egzersizi kolayca tamamlamıştı, yeni başlayan birinden bekleyeceğiniz titremeler hiç olmamıştı, bu yüzden bir çift 25p ağırlık eklediler. Problem değildi. Küçük çocuk yaşlı babasını ve kendini gururlandırdı.

“Sonra babam dedi ki ‘Pekala, 45p ağırlıklara hazır mısın?’ Ben de şöyle cevap vermiştim: ‘Evet! Yapalım haydi!’”

“Sonra barın her iki tarafına da 45p ağırlık taktık ve benche uzandım, babam bana bakıyordu. Geri saymaya başladı, ‘Üç, iki, bir!’ ve barı desteklerden kaldırdı.. Sonra resmen barın altına gömülmüştüm. Yerin dibine girdim. O hissi asla unutmayacağım. Toplamda 135pound ağırlık altında gömülmüştüm!

Dwayne en kısa sürede o ağırlığı kaldırabilmeye takıntılı hale geldi. O başarısızlık şeytanını ne kadar kolay içinden çıkarıp atabilirse o kadar iyiydi. Bu olayın yaşandığı haftanın geri kalanını ya spor salonunda antrenmanda ya da evinin zemininde şınav çekerek geçirdi. Son yedi sekiz senedir babası ve spor salonundaki diğer güreşçilerin çalışma etiğini birebir uyguladı. O ağırlığı kaldırmayı ne olursa olsun başaracaktı!

Sonraki cumartesi günü babasıyla yine spor salonuna gitti. Üzerindeki bu yükü barla birlikte kaldırıp atacaktı. Her zamanki gibi ısınma turlarını yaparak 45p ağırlıkları, Dwayne’i geçen hafta ezip geçmiş aynı bara taktılar. Rocky bar arkasında kendi yerini, Dwayne’de benchde kendi yerini aldıktan sonra babası geri saydı. Dwayne barı destekten aldı, göğsüne kadar indirdi ve sonra zorla da olsa tam yukarı kaldırdı.

“İşte bu yüzden bugün terapiye ihtiyacım yok”.

 3. AMACINIZ OLSUN.

Dwayne annesinin ağladığını önce de görmüştü ama bu sefer farklıydı. Bir gün, Honolulu’daki tek odalı evlerine geri döndüklerinde tahliye ihtarı ve kapıda bir asma kilitle karşılaştıkları zaman, kendine kalıcı bir yer edinememiş profesyonel güreşçinin eşi olarak yıllardır verdiği iki yakayı bir arada tutma mücadelesi Ata Johnson için başarısızlıkla sonuçlanıyor gibi görünüyordu. Hiç o kadar çok ağlamamıştı. Bu yaşananlarla birlikte o gün, 14 yaşındaki Dwayne Johnson kendine bir yemin etti.

“Durumu kontrol altına almaya kararlıydım. Bir daha evsiz kalmayacaktım ve bir daha asla ama asla annemi öyle ağlarken görmeyecektim.”.

Elbette 14 yaşında Johnson evin kirasını karşılayabilecek bir iş bulamazdı. Ancak babası Tennessee’de güreşiyorken evin esas adamı oydu ve annesini düştüğü durumdan kurtarmak için bir şeyler yapması gerektiğinin farkındaydı. Sonra aniden aklında bir şimşek çaktı.

“Tanıdığım tüm başarıyı yakalamış adamların hepsi mükemmel fiziğe sahipti. Bunun için de hepsinin alın teriyle elleri nasır tutarak bulundukları yere geldiklerini biliyordum. Dolayısıyla benim için başarının sırrı basitti: Spor salonuna gitmeye devam edecektim ve daha sıkı çalışacaktım, onların başarı yolununu takip edecektim”.

O ana kadar Dwayne öğrenci hayatına haftada iki gün antrenman sığdırıyordu. Ancak artık antrenmanlarını daha ciddiye alması gerekiyordu. Artık vücudunu babasınınki kadar, M&F sayfalarında gördüğü vücut geliştiriciler kadar geliştirmesi gerekiyordu. Eğer annesini ev kaybına karşı korumak istiyorsa, spor salonunda geçirdiği zamanı iki katına çıkartması gerektiği sonucuna vardı.

Öyle de yaptı, antrenmanları daha da zorlaştırarak, yetişkinliğe adımlarını nasır tutmuş eller ve çelik gibi bir fizikle attı. Ağırlık kaldırmak ve kira ödemenin birbiriyle bağlantılı olmadığı biliyor olsa da, yaşadıklarından sonra edindiği kararlılık ve amaç hissi, bu gün bile faydalarını sürdürüyor. Antrenmanları o saatten sonra başka bir boyut kazanmıştı.

“Geriye dönüp baktığımda, o anın hayatım için ne kadar ufuk açıcı bir deneyim olduğunu anlıyorum”.

 4. KONTROLSÜZ GÜÇ, GÜÇSÜZLÜĞE DÖNÜŞEBİLİR

14-15 yaşları arasında antrenmanlar Dwayne için iyi gitti. Liseye başladığında yaklaşık 1,95cm boyu ve çoğunluğu gururla geliştirdiği kaslardan oluşan 102 kilo ağırlığı vardı. Vücudunun bu hali ona sağlıklı bir dozda özgüven verdi, hatta biraz da kibir. Spor salonunda gösterdiği tüm kararlılığı ve disiplinine rağmen düzensiz ev hayatı, onu spor salonu dışında kontrolsüz bıraktı.

“Etrafta dolaşıp başımı belaya sokuyordum. Kavga etmekten tutun hırsızlık ve çek dolandırıcılığına kadar pek çok sebepten hapse girdim. Çok aptalca şeyler yaptım ve doğru yolda kalabilmek için çok mücadele ettim.

15 yaşına geldiğinde başarısız olacak bir hayatın eşiğine getirecek 3 felaketini yaşadı.

“Önce tutuklandım. Ailem polis merkezine gelip beni almak durumunda kaldı ve o an, parayı ucu ucuna yetiştirebildiğimiz bir durumda olsak da, endişelerinin başında ben vardım. O an ‘Bir daha asla ailemi hayal kırıklığına uğratmayacağım’ diye düşündüm. ‘Tutuklanmaktan kendimi kurtacağım’ dedim kendime.

Bunu başardı ancak beladan uzak duramadı. Bir sonraki gün, öğrencilerden biriyle kavga ettiği ve onu yere devirdiği için okuldan uzaklaştırıldı.

İki hafta sonra okula döndüğü zaman artık o, okulda “problemli öğrenci” olarak görülüyordu. Okulda öğrenci tuvaletlerinin kendisi için yeteri kadar iyi olmadığını düşündüğü zamanlar işini öğretmenler tuvaletinde hallediyordu.

“Bir keresinde bir öğretmen içeri girdi, bana baktı ve ‘Burada olamazsın. Çıkman lazım’ dedi. Ona tam bir pislik gibi davrandım. Ellerimi yıkıyordum. Omzumun üzerinden ona bakıp ‘Birazdan çıkarım’ dedim ve ellerimi yıkamaya devam ettim. Sonra yumruğuyla kapıya vurup bağırmaya başladı. ‘Buradan hemen defolup gidiyorsun!’. Peki ben ne yaptım? Ellerimi kurulayıp çıkarken tam bir problemli ergen gibi davrandım; yanından geçerken öğretmene hafifçe omuz attım. Sinirden köpürmüştü.”

“Orada olan öğretmen, iri cüsseme bakmaksızın benimle kavga etmeye hazırdı ama bana zarar vermek istediği için değil, disipline verdiği değeri savunmak için”.

5. ETRAFINIZDAKİ İŞARETLERİ İYİ GÖRÜN.

O gece Dwayne eve döndüğünde hissettiği suçluluk duygusu, yanlış yapılan egzersizin yarattığı ağrı gibi omuzlarına çökmüştü. Sekiz, belki dokuz kez tutuklanmış ve çok defa okuldan uzaklaştırılmıştı ama bu sefer artık hareketlerine dikkat edip bir şeyleri değiştirmeye çalışmazsa, bir daha hiç fırsat bulamayacakmış hissini üzerinden atamıyordu.

“Bu yüzden hemen ertesi gün okula onu aramaya gittim. Sınıfını bulup içeriye girdim, ona doğru yürüdüm ve dedim ki ‘Sadece dünkü davranışım yüzünden özür dilemek istedim. Affedin’. El sıkışmak için elimi uzattım. Önce elime sonra bana baktı ve el sıkışırken ‘Takdir ediyorum’ dedi. Sonra ‘Benimle futbol oynamalısın’ dedi. Ben de ‘Tamam’ dedim. Bu benim için bir başlangıçtı”.

Jody Cwik antrenörden çok daha fazlası olduğunu gösterdi. Dwayne’in gelişiminde anahtar rol oynayıp o kendine inanmadığında bile Jody, Dwayne’e inandı. Futbol Dwayne’e kızgınlıklarını içinden atmasına yardımcı oldu ve odak noktasını yeniledi. Neden özür dileme hissine kapıldığını sorunca Dwayne buna felsefik bir cevap verdi.

“Her zaman etrafımız işaretlerle doludur. Bazen bunları görürüz bazen görmeyiz. Görebildiğimiz işaretler edindiğimiz en iyi hayat derslerine dönüşür.

 SOSYAL MEDYA

“Sosyal medya kariyerimin önemli bir parçası” diyor Dwayne. “Ben geç katılanlardanım, 2011’de sosyal medyaya giriş yaptım çünkü sosyal medyanın gücünü tam olarak idrak edememiştim. Öncelerinde insanlara ne yediğini gösterip nereye gittiğini söylediğin bir şey gibi gelmişti. Ama bundan çok daha fazlası var. Sosyal medya, başka hiç bir medya aracının sağlayamayacağı iletişimi hayranlarıyla kurabilme yolu. Hayranlarımla olan iletişimim benim için çok önemli ve bu iletişimi kurmamda sosyal medya büyük bir yere sahip”.

“Sosyal medyanın her türlüsünden keyif alıyorum. Bir şeyler anlatmak için Instagram çok ideal çünkü görsel avantajı var. Ayrıca kollarım uzundur, selfie çekmek için ideal”.

6. ŞÜPHEYE DÜŞTÜĞÜNÜZ ZAMAN, TEMEL İLKELERE GERİ DÖNÜN.

Koç Cwik’in dikkatli gözlerinin önünde Dwayne, hem öğrenci hem sporcu olarak kendini geliştirdi. Lise eğitiminin son yılına geldiğinde ulusun en iyi 10 orta çizgi savunmacısından biriydi ve Miami Üniversitesi’nden burs teklifi almıştı. Bu fırsata balıklama atladı.

Miami’de yapısı, gücü, atletizmi ve çalışma etiği Dwayne’i sahaya ayak bastığı anda diğerlerinden ayırıyordu. Nihayetinde 18 yaşındayken bir ömre yetecek kadar hata ve kalp sancısından sonra aşama kaydediyordu.

“Harikaydı. Sahadaki tek birinci sınıf öğrencisi ben olacaktım. Sonra antrenmanların son günü omzum çıktı. Çok kötü bir çıkıktı. Geceyi omzumun rekonstrüksiyon ameliyatında geçirdim. 18 yaşında dünyanın tepesinden sıfır noktasına indim.

Dwayne kısa süre içinde depresyona girdi. Derslerine gitmeyi bıraktı. Sonra hiç bir vizesine girmeden eve döndü.

Bir gün Miami’nin koçu Dennis Erickson’dan bir telefon geldi. “Bana dedi ki ‘Okula erken dönmeni istiyorum’. Ben de ‘Ne kadar erken?’ diye sordum. O da, ‘Bir kaç gün içinde’ dedi.

“Sonra okula geri döndüm ve o bana çok kızgındı. O ve defansif çizgi koçum benimle sert konuştular. Kükremişlerdi. ‘Nasıl bunu yaparsın? Bizi utandırdın!. Takımı utandırdın! Lider pozisyondaydın ve şimdi not ortalaman 0.70 çünkü defolup gittin!’”.

Dwayne, onu antrenmanlarından daha çok zorlayacak bir durumla karşı karşıyaydı.

“Dediler ki, ‘Neler olacağını söyleyelim. Artık akademik gözaltındasın. Bursunu kaybetmek üzeresin. O yüzden her bir derse katılacaksın. Ders bittikten sonra hemen spor salonuna gidip bütün takım toplantılarına katılacaksın ve her takım antrenmanında yedek kulübesinde oturacaksın. Esas mesele gittiğin her dersin her hocasından derse katıldığına dair imzalı yazı getirmek. Ancak böyle spor binasına girebilirsin”.

Dokuz defa tutuklanması ve diğer “akılsızca” hareketleri bir yana, bu Dwayne için çok yıkıcıydı. Utanç ve pişmanlık içindeydi. Bursunu kaybederse okuldan atılırdı. Ailesi okul masraflarını karşılayacak güçte değildi.

Dolayısıyla Dwayne tekrar zor yolu seçti. Bu sefer yönlendirilmeye ihtiyacı yoktu. En zorlu antrenmanlarında bile ona güç veren odaklanma, kararlılık ve sıkı çalışma bilinci yine ona yardım ediyordu.

“Bana söyledikleri herşeyi yaptım ve işler iyiye gitti. Nihayetinde okul kaptanı olmuştum ve üçüncü sınıfta Preseason All America takım listelerindeydim. Olması gerekeni yapmıştım”.

 HAYATIN DENGESİ

“Antrenman tüm günümün merkezini oluşturuyor, sette ya da evde olmam fark etmez. Evet yoğunum ama hepimiz yoğunuz. Hepimiz hayatın yollarında koşuyoruz ve bu doğru dengeyi gerektiriyor. Benim için, antrenmanlarım bu dengenin çok önemli bir parçası.

“Genellikle sabah 03:45’de uyanırım, kardiyo antrenmanımı yapıp kahvaltı ederim, sonra ağırlık çalışıp film setinin yolunu tutarım. Eğer tüm bunları halledip sabah saat 7-8 gibi sete varabilirsem, sonraki 12-14 hatta 16 saat boyunca çalışabilirim. Makina gibiyim. Su içsem yeter. Tek başıma kaldığım zaman çoğunlukla kimse uyanık olmuyor. O zaman da odaklanıp, işlerimi halledip e-maillerimi yazıyorum.

7. BAŞARISIZ OLMAK BİR ERDEMDİR.

Dwayne’in yaşadıklarını bir başkası yaşasa, belki geçmişi halının altına süpürüp yaşadıklarından ve tüm olanların nasıl algılanacağından utanırdı, ama Dwayne için öyle değil. Onun için hayat mücadelesinin altında da güzellikler yatıyor. Dağ gibi bicepsleri ve han kapısı kadar geniş omuzları yılların yaşattığı acı ve sıkıntı sayesinde gelişmiş olsa da, geçmişteki başarısızlıklarının başarıyı getirdiğinin farkında.

“İnsanlara her zaman geçmişimi hatırlatmak istiyorum çünkü bugün olduğum kişiye dönüşmemde geçmişimin doğrudan etkisi var. O zor zamanların, en yıkıcı anların birer sonucu olarak burada bulunuyorum. Yaşananları değerli kılan da bu. Sizi şekillendirip eğitiyor, ben bu dersleri çok genç yaşta öğrendim.

“Kulağa ne kadar çılgınca gelirse gelsin, her zaman evsiz kalmaya sadece bir hafta uzakmışım gibi geliyor. Beni hep bu motive ediyor ancak materyalist haliyle değil. Tüm onlardan hemen sıyrılıp uzaklaşabilirsiniz. Hollywood’un tüm görkemi ve ışıltısını üstünüzden söküp atabilirsiniz. Kırmızı halıyı, gala gecelerini evleri arabaları hepsini unutun. Herşeyimi elimden alıp çulsuz halde cebimdeki 7 dolarla beni kapının önüne koysalar ne olurdu biliyor musunuz? Sabah güneş doğduğu zaman yine antrenman yapıyor olurdum. Antrenman yapardım ve kararlılık, ter dökmek ve sıkı çalışmaktan aldığım dersleri sürdürüyor olurdum.

YÜZYILIN ADAMI

Muscle & Fitness tarafından Yüzyılın Adamı seçilmek bir onur. “Özellikle geçmişimi düşününce bu bir ayrıcalık” diyor Dwayne. “75 yıldır M&F vücut geliştirme, fitness, spor ve eğlence sporları alanlarında en iyilerin en iyisine kapak sayfalarında yer vererek milyonlarca insanı kontrolü ele alarak sağlığını geliştirmeye ve güçlenmeye teşvik etti. Bu yüzden çok gururluyum. Bir o kadar da minnettarım. Rolling Stone, GQ, Details, Esquire, Men’s Health gibi dünya çapında bilinen bir çok derginin kapağında yer aldım ve hepsi inanılmazdı. Ancak benim odak merkezim sıkı çalışmak, antrenman yapmak ve ter dökmek üzerine olduğu için Muscle& Fitness tarafından Yüzyılın Adamı seçilmiş olmak aralarında en iyisi.

“Dergiyle ilgili geçmişimi de düşünecek olursak, kapak konuğu olduğum bu sefer aralarında en önemlisi çünkü küçükken Muscle&Fitness kapaklarında yer alan isimler gibi olmak isterdim ama sadece başarılı oldukları için değil, o başarı benim de DNA’ma işlenmiş olan sıkı çalışma bilinciyle elde edildiği için”.

DWAYNE JOHNSON’IN KOL ANTRENMANI

*FST-7 antrenmanında Dwayne Johnson setler arasında sadece 30-45 saniye dinleniyor. Normal antrenmanlarında ortalama 90 saniye dinleniyor.

** Hareketi ellerinizi dışa doğru genişleterek yapın.

† Dirseklerini önde tutmayı tercih ediyor.

†† Kavisli bar kullanarak.

 

 

Size Dwayne Johnson bir keresinde çok konuşan bir takım arkadaşının dilini koparmaya çalıştığını söylesek inanır mıydınız?

Hayır, hayır. Bu kesinlikle Dwayne Johnson’ın oynadığı aksiyon dolu bir film sahnesi değil. Bahsettiğimiz olay gerçek ve ünlü aktörün Miami Üniversitesi’nde arkadaşlarıyla Amerikan futbol oynarken başına geldi. Dwayne Johnson, takım arkadaşının dilini çıplak elleriyle tuttuğunu itiraf ettiği bu inanılmaz hikâyeyi geçenlerde yaptığı bir röportajda anlattı.

Olaya gelince; oyun oynadıkları sırada Dwayne Johnson takım arkadaşı Kevin Patrick tarafından performansı yüzünden sürekli eleştiriliyordu. “Tıpkı bir film sahnesi gibiydi. Masa devrildi ve etrafta eşyalar uçuşuyordu. Soyunma odasında da tartışmamıza devam ettik. Bir türlü susmak bilmedi, ben de dilini koparmak istedim. Elimi ağzının içine soktum ve birkaç parmağımla dilini tutmayı başarmıştım ama o kadar kaygandı ki elimden kaymıştı. Dilini tutup çekmek konusunda çok ciddiydim ama bir türlü tutamıyordum. En sonunda pes etim, kavga sona ermişti ve iki dakika sonra barıştık. Şimdi hatırlayınca çok aptalca geliyor.”

Neyse ki kavga sona ermiş ve herkes vücut parçalarını yerinde tutabilmişti. Biz de buradan gelecekte Dwayne Johnson’la boy ölçüşmek isteyenlere bir tavsiyede bulunmak istiyoruz: siz siz olun düşüncelerinizi kendinize saklayın ve dilinize sahip çıkın çünkü bazen her şey çok geç olabilir.

 

 

Thor filminden tanıdığımız Chris Hemsworth antrenmanlarının hakkını veriyor.

Muscle&Fitness Türkiye Eylül kapağına taşıdığımız Chris Hemsworth, 2017 yılında vizyona girecek Thor: Ragnarok filmi için şimdiden hazır. Filmde oynayacağı karakter bir efsaneye dayanıyor olsa da, Chris Hemsworth’ün fiziği gerçek bir özveri ve sağlam bir iradenin ürünü. Filmin beklenilen ilgiyi gösterip göstermeyeceğini bilmiyoruz, bildiğimiz tek şey Chris Hemsworth’ün fiziğiyle inanılmaz bir performans göstereceği.

Dwayne Johnson, Jumanji çekimlerinin ilk gününde instagram takipçilerine bir sürpriz yaptı.

Kendisi sosyal medyayı oldukça aktif kullanan biri olarak bilinmektedir. Bu yüzden “Jumanji” setinden yaptığı bu paylaşıma çok şaşırmadık doğrusu.

Jumanji’nin çekimlerine Eylül ayında başlanmıştı. Dwayne Johnson, yapımcı şirketin Jumanji’yi yeniden çekeceğini duyurduğunda “harika ve özel bir paylaşım” yapacağına dair söz vermişti zaten. Gördüğümüz kadarıyla film seti inanılmaz gözükmekte ve Dwayne Johnson bu paylaşımıyla sözünü tuttu diyebiliriz.

Verhoeven’in motivasyon kaynağını ve dünya kikboks şampiyonu olmanın beraberinde getirdiği zorlukları yazımızda okuyabilirsiniz.

Rico Verhoeven ağır sıklet bir kikboksçu olabilir ama görünüşü tıpkı bir vücut geliştirme sporcusu gibi. 196 cm uzunluğunda ve 118 kg olan Verhoeven’in oldukça yapılı bir vücudu var ve bu vücut “Kikboks Kralının” fitness tutkusunun bir eseri.

27 yaşındaki sporcu GLORY kickboks ağır sıklet şampiyonu, ki becerilerini, kalıbını ve fitness seviyesini göz önüne alırsak buna şaşırmamak gerek.

“Kondisyon ve dayanıklılık konusunda her hangi bir kayıp görürsem bunun anlamı aslında kendimden bir şeyler kaybettiğimdir. Bunları korumak için aslında bir antrenöre de ihtiyacınız yoktur, bunun içinizden gelmesi gerek. 5 km koşmak zorundaysanız bunun tamamını koşmak zorundasınızdır,” diyor Verhoeven.

Verhoeven spora 5 yaşındayken karate ile başladığını söylüyor ve küçük yaştan berri hem kendisini hem de kondisyonunu artırmak konusunda tutkulu olduğun belirtiyor. Onu başarıya taşıyan aslında bu sağlam disiplin anlayışı.

“Karşılaşmalarım konusunda çok takıntılıyım-iyi değil, mükemmel olmak zorundalar… Sanırım ben ve diğer ağır sıklet sporcular arasındaki en büyük fark da bu: Asla rahatına düşkün biri olmadım. Hiçbir zaman. Hayatımın en büyük düşünü elde ettiğimde 24 yaşımdaydım ve dünya ağır sıklet şampiyonu oldum. Şimdi sırada ne var demiştim. Kendime başarılarıma odaklanmam, şampiyon kalmam ve insanlara kendimi göstermem gerektiği konusunda hatırlatmalarda bulunuyordum.”

Antrenmanları belli günlerde yaptığı sabah koşuları ve spor salonunda aralıklı çalışmalardan oluşmaktadır. Amacı kalp atışlarının tıpkı karşılaşmadaki gibi olmasını sağlamak. İlk antrenman seansında çeviklik merdiveni ve kum torbasıyla çalışıyor. Sonrasında ise ağırlıkların altına giriyor ve güç antrenmanları uyguluyor.

“Her bir kas grubunu iki egzersiz ile çalıştırıyorum ve amacım gücümü, patlayıcı kuvvetimi ve dayanıklılığımı artırmak. Bir egzersizi gücümü geliştirmek için uygularım, sonra dayanıklılığımı geliştirmek için düşük ağırlıklı yüksek tekrarlar yaparım. Serbest ağırlıklar kullanır ve temel hareketleri uygularım. Squat, deadlift ve fly hareketleri gibi. Asla antrenmanlarımda makine kullanmam.”

Verhoeven, 9 Eylül Cuma günü Brezilyalı sporcu Anderson Silva ile karşılaşmış ve GLORY 33 NEW JERSEY’de ağır sıklet şampiyonluk ünvanını korumuştu.

Bourne serisinin beşinci perdesi bu Cuma aralanıyor. Ancak ta Şubat ayından, yani filmin fragmanı dönmeye başladığından beri herkesin konuştuğu tek bir konu var: Aktör Matt Damon’ın filmdeki inanılmaz fiziği!

Oscar ödüllü aktörün biceps’leri giydiklerini yırtacakmışçasına dururken trapezleri MMA dövüşçüleri gibi gözüküyor – öyle de olmalı zaten çünkü filmde izlediğimiz Bourne, kafa dağıtmak için Avrupa’daki yeraltı dövüş kulüplerinde adamların kafatasını ezen bir tip. Damon’ın “100 milyon dolarlık etten bir silah” dönüşümü, ünlülerin antrenörü Jason Walsh’ın oluşturduğu dört haftalık, yüksek yoğunluklu ağırlık antrenmanının bir sonucu.

Walsh daha önce Keskin Nişancı filmi için Bradley Cooper’a 20 kilo aldırmış ve 13 Saat filminde John Krasinski’yi çalıştırmış olan bir antrenör. Matt Damon’la 2013 tarihli Elysium filmi için antrenörlük teklifi aldığında tanışmış ve Rise Movement’ta antrenman yapmaya başlamışlar: “Matt’i temelinden inşa etmemiz gerekti” diyor Walsh.

Jason Bourne karakteri için tümüyle hazır olmak, Damon için hem ego törpüleyici hem de tatmin edici 18 aylık bir çalışma olmuş, yani çalışmalar ta Marslı filmi çekilirken başlamış.

998459l

 

“Bourne durdurulamaz bir ölüm makinesi. Sokaklarda kavgalara karışarak gelişmiş bir fiziği olmalıydı. Biz de bunun üzerine çalıştık” diyor Walsh. “Bourne için uyguladığımız antrenman çok sertti. Ama Matt buna hazır mıydı derseniz, kesinlikle! Vücudu sağlam ve dirençliydi. Biz sadece biraz eğlenelim dedik.”

Damon’a kas kazandırmak için Walsh tek parça hareket stillerini lunge, squat ve crawl gibi hareketlerle vurgulayarak üzerine kas yükleme vakti geldiğinde temelin sağlam durmasını hedeflemiş. Antrenmanın temeli vücut ağırlığıyla yapılan hareketler üzerine kurulduktan sonra Damon’ın çevikliği ve kuvvetini arttırmak için Bulgarian split squat gibi hareketler yapmışlar.

Walsh: “Çoğu insanda çeviklik, esneklik ve kuvvet namına bir şey yok… Matt de farklı sayılmazdı. Biz de bunun üzerine gittik ve üstüne kas yüklerken “kırılmamasını” sağladık.”

Matt Damon 15-20 tekrarlı vücut ağırlığı Bulgarian split squat hareketiyle başlamış ancak kısa süre sonra vücut ağırlığı hem yavaş hem de kontrollü hareketlere dönüşmüş. Bourne filmi için çekimler başladığında Matt Damon artık her kolunda 70 kiloluk dambıllarla aşamalı set yapar hale gelmiş. “Kuvvet budur” diyor Walsh. “Bulgarian split hareketini çok seviyor. Çok da faydasını gördü çünkü hem çevikliğini hem de kuvvetini geliştirdi. Siz de deneyin, bence. Akciğerlerinizi sağlam çalıştırıp metabolizmanızı hızlandırıyor.”

 

484820258-1024x863

Soldan sağa: Matt Damon,  eşi Luciana Barroso, Jason Walsh

 

Walsh ayrı olarak Damon’ın metabolizmasını şaşırtmak için Bulgarian split squat hareketini tek bacak landmine Romanian deadlift ve hip thrust hareketleriyle eşleştirip setler arasında sadece 1 dakika dinlendirmiş: “Kalbiniz göğsünüzden fırlayacakmış gibi oluyor. Çok zordur!” O noktadan sonra Damon vücut geliştirmenin cazibesine iyice kapılmış. Günde 70 ila 100 tane barfiks çekmeye başlamış.

“Şu an resmen ‘eşeleniyor’ diyebilirim. Bir kere tadını aldınız ve gerçek kuvvetinizi tecrübe ettiniz mi ağrı ya da acıyı umursamıyorsunuz. Matt işin felsefesini öğrenmiş durumda.”

 

UFC yıldızı Conor McGregor’a göre Cristiano Ronaldo spor salonunda adeta bir ‘canavara’ dönüşüyor.

512887-mcgregor-ronaldo

Spor dünyasının iki büyük yıldızı geçen hafta sonu bir araya gelerek görülmemiş bir antrenman partnerliğine imza attı. Futbol fenomeni Cristiano Ronaldo ve MMA dünyasının ‘bujisi’ Conor McGregor, o anın fotoğraflarını instagram’da paylaştılar. Kıyasıya geçen maçı kimin kazandığını tahmin ediyorsunuzdur ama idman sezonunda kimin daha çok çalıştığını kestirmek zor. Bu iki yıldız sporcudan kas geliştirme ve fonksiyonel fizik hakkında öğreneceğimiz birkaç şey daha olabilir!

 

McGregor: “Ronaldo kardeşim bugün spor salonuna uğradı! Adam resmen canavar. Teşekkürler (Cristiano), saygıyı hak ediyorsun! Önümüzdeki sene Forbes Number 1’da görüşmek üzere.”

 

 

 

 

Oturum Aç

Kayıt Ol

Şifremi sıfırla